KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/1799 E., 2010/259 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2010
Karar Metni
680 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
1- 125 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında davalılar adına tespit edildiği, davacı tarafın 24.06.2004 tarihli keşif sırasında taşınmaz hakkında açtıkları davadan feragat etmeleri nedeniyle, mahkemece bu taşınmaz yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, oluşturulan hükümle de davalı aleyhinde herhangi bir hukuksal durum yaratılmamıştır. Az yukarıda açıklanan hukuksal nedenlerle davalı ...'un 125 ada 11 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmü temyizde hukuksal yararı bulunmadığından temyiz inceleme isteğinin REDDİNE,
2- Davalı ...'un dava konusu 143 ada 104 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı ...’tan kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı, ortak miras bırakan ... mirasçılarından ... ve ...'ın miras paylarını davalılar tarafından dosyaya ibraz edilen 15.09.1996 ve 17.04.1984 tarihli senetlere göre 1928 yılında davalılara satıp zilyetliklerini devredip devretmediği yönünde toplanmıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır.
Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgularda dikkate alındığın da yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde,
taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği, ayrıca mirasçılardan ... ve ...'ın ortak miras bırakan ... terekesinin 1928 yılında paylaşıldığı,
kendilerine düşen miras paylarındaki haklarını davalılara satarak zilyetliklerini devrettikleri, ibraz edilen senetlerde belirtildiğine göre bu senetlerin içeriği ve doğruluğunun dahi yerel bilirkişi ve tanıklara sorularak olaylara dayalı bilgi alınmalı, özellikle diğer mirasçılar ... ve ...’ın miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları çeliştiğine göre keşifte tespit bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında,
aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının, birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak,
yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli,
uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/1799, K. 2010/259, 22 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama