KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/1820 E., 2010/399 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2010
Karar Metni
316 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 140 ada 1 parsel sayılı 18000 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, tapu dışı yolla satın almaya dayanılarak Fahrettin Ataş adına tespit edilmiş, yapılan tespit 11.01.1993 gününde kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmaz sonradan davalı ... tarafından satın alınmıştır. Davacı hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3. fıkrasına 14.03.2009 tarih, 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine, yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" sözleri eklenmiş, yine aynı kanunun 3. maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde ile "bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" hükmü getirilmiştir. Hal böyle olunca iş bu Yasal düzenlemeler karşısında, usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Kadastro sırasında dava konusu 140 ada 1 parsel sayısı altında 20.10.1992 tarihinde tespit edilen taşınmazın kadastro tespitinin 11.01.1993 tarihinde kesinleştiği, sözü edilen taşınmazın Daha sonra davalı tarafından satın alındığı, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler ile mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği gün ile davanın açıldığı 02.06.2004 günleri arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/son ve yeni yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2, 3 ve 4. maddelerinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bu sürenin kamu düzenine ilişkin olup, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/1820, K. 2010/399, 29 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama