KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/1883 E., 2010/96 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2010
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 154 ada 2 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar sırasıyla 11.767,76 ve 1945,47 metrekare yüzölçümleri ile miras yolu ile gelen hakka, paylaşma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı ... ve ... adına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı hazine dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazlar üzerinde davalı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu 154 ada 17 parsel sayılı taşınmaza komşu bu çalışma bölgesinde 154 ada 29 parsel sayılı taşınmazın tespiti mera olarak kesinleştiği halde yöntemince mera araştırması yapılmamıştır. Eksik araştırma, inceleme ile karar verilemez.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, tanıklar ve uzman bilirkişi,
tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit bilirkişilerinin tümü hazır mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli,
taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi, tanıklar, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerden dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli,
öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan kayıtların nizalı parseller yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli,
dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/1883, K. 2010/96, 18 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama