KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/2973 E., 2010/1194 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mart 2010
Karar Metni
928 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında davaya konu 101 ada 37 ve 107 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar mera niteliği ile sınırlandırılmış, 101 ada 7, 21, 34, 35, 36, 107 ada 5, 9, 29, 121 ada 2, 122 ada 1, 125 ada 79, 80, 81, 82 ve 83 parsel sayılı taşınmazlar ise devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... ve ... tapu kaydına, vergi kaydına, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece 125 ada 79, 80, 81, 82 ve 83, 101 ada 7, 37, 107 ada 1, 5, 9, 29, 121 ada 2 ve 122 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline, 101 ada 21, 34, 35, 36 parsel sayılı taşınmazların başka dosyalarda davalı oldukları anlaşıldığından bu taşınmazlar hakkında açılan dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle bir kısım parseller hakkında açılan davanın reddine, başka dosyalarda davalı olduklarından bahisle bir kısım parseller hakkında açılan dava yönünden de karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç da yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
HMUK’un 45. Maddesi hükmünde, aralarında bağlantı bulunması halinde aynı mahkemede görülmekte olan davaların davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden birleştirilebileceği, davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantının var sayılacağı açıklanmıştır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 5, 10, 27 ve 28.maddeleri hükümleri ile davalı Taşınmaz Mal Tutanaklarının Kadastro Mahkemesine Devri Hakkında Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde kadastro davalarında yargılama yapılabilmesi için fotokopi ile yetinilmemesi, kadastro tutanakları ve dayanak belgelerin asıllarının dosya içine getirtilmesi gerekir.
Somut olaya gelince davacı taraf dava dilekçesinde davaya konu taşınmazların atalarından kendilerine intikal ettiğini öne sürerek tapu kaydına, vergi kaydına, irsen intikale ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Sağ olduğu belirlenen babalarından kendilerine ne şekilde ve hangi hukuksal nedene dayanarak intikal ettiğini açıklamamışlardır. İntikal miras yoluyla olabileceği gibi bağış, satış gibi diğer hukuksal yollarla da olabilir.
Taşınmazların babalarının bağış veya satışı nedeniyle davacılara intikal ettiğinin belirlenmesi halinde davacıların dava açmakta aktif dava ehliyetinin bulunacağı kuşkusuzdur. Nitekim davacılar temyiz dilekçelerinde taşınmazlardan bir kısmının sağ olan babaları tarafından yapılan paylaştırma ve bağış sonucu kendilerine intikal ettiğini öne sürerek bu olguyu kanıtlamak üzere belge sunmuşlardır.
Ne varki mahkemece dava sadece miras yoluyla intikale dayanılarak açılmış gibi kabul edilmiş, babalarının sağ olduğunun belirlenmesi üzerine de davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle bir kısım parsellere yönelik olarak açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesi davacıya açıklattırılıp taşınmazların hangi hukuksal nedenle babalarından kendilerine intikal ettiği saptanmadan davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığından söz edilemez ve bu nedenle davanın reddine karar verilemez.
Bunun yanında davaya konu taşınmazlardan 101 ada 21, 34, 35, 36 parsel sayılı taşınmazların başka dosyalarda da davalı oldukları gözetildiğinde bu davalardan biri hakkında verilen hükmün diğer davanın sonucunu etkileyeceği, aralarında bağlantı bulunması nedeniyle birleştirilerek görülmelerinin zorunlu olduğu da kuşkusuzdur. Yasal düzenlemeler göz ardı edilerek de hüküm verilemez.
Hal böyle olunca mahkemece öncelikle davacılara taşınmazların hangi hukuksal nedenle babalarından kendilerine intikal ettiği sorulup saptanmalı, taşınmazların kadastro tutanağı ve dayanağı belgelerin asılları kadastro müdürlüğünden getirtilmeli, başka bir dosyada davalı olup olmadıkları incelenmeli, davalı ise kadastro mahkemesindeki diğer dava dosyası veya dosyaları da getirtilmeli, aynı sebepten doğan davalar veya davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde davalar arasında bağlantı bulunacağı,
davalardan biri hakkında verilen hükmün diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözetilerek dava dosyaları az yukarıda açıklanan usulün 45 ve devam eden maddeleri hükmüne göre birleştirilmeli, davacılar tapu ve vergi kaydına da dayandıklarına göre dayanılan kayıtların tarih ve sayısı davacılardan sorularak ilk tesis ve tedavülleri ve varsa haritaları ile birlikte tapu kaydı, haritası ile birlikte vergi kaydı ilgili yerlerden getirtilmeli, tapu ve vergi kayıtlarının davacılar adına mı, davacıların babaları veya miras bırakanları adına mı olduğu incelenmeli, bu yolla davacıların aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı duraksamasız saptanmalı,
davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığın belirlenmesi halinde şimdiki gibi husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmeli, aktif dava ehliyeti bulunduğunun belirlenmesi halinde ise öncelikle taşınmazlardan bir kısmının tespit sırasında mera niteliğiyle sınırlandırıldığı da dikkate alınarak taşınmazlar başında keşif de yapılmak suretiyle taraflarca gösterilen ve gösterilecek tüm deliller toplanmalı, yöntemine uygun biçimde tahsisli ve kadim mera araştırması yapılmalı, davacıların dayandığı tapu ve vergi kayıtları mahalline uygulanmalı, taşınmazların özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olup olmadığı,
davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre davanın esası yönünden bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece açıklanan bu olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm verilmesi, davaya konu 101 ada 21, 34, 35, 36 parsel sayılı taşınmazların kadastro mahkemesinde görülen başka dosyalarda davalı oldukları belirlendiği ve bu dosyaların aralarındaki bağlantı nedeniyle birleştirilmesi ve birleştirilerek görülmelerine karar verilmesi gerekirken bu taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm oluşturulması isabetsiz olduğu gibi,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/2973, K. 2010/1194, 8 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama