KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/2983 E., 2010/1426 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2010
Karar Metni
673 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 122 ada 1 ve 28 parsel sayılı sırasıyla 48.864,45 m² ve 7949,56 m² yüzölçümündeki taşınmazlardan 122 ada 1 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve arkadaşları adına, 122 ada 28 parsel sayılı taşınmaz ise davalı Sultan Demir adına adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 122 ada 28 ve 1 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptaliyle davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
1-Hükmü temyiz eden davalı ... ve paydaşlarının dava ve temyize konu 122 ada 28 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava açmadığı, açılan davaya da HUMK. 53 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde katılmadığı, bu nedenle davanın gerçek tarafı olmadıkları belirlenmiştir. Kural olarak temyiz ... dava hakkının uzantısıdır. Öte yandan bir hükmü hukuki yararı olmak koşulu ile davanın gerçek tarafı temyiz edebilir. Açıklanan nedenlerle 122 ada 28 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmü temyizde hukuksal yararı bulunmayan davalı ... ve arkadaşlarının temyiz inceleme isteğinin REDDİNE,
2-Davalı ... ve arkadaşlarının dava konusu 122 ada 1 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında dava konusu 122 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı ve davalı taraf ayrı ayrı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmışlardır.
Mahkemece hükme esas alınan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları birbiri ile çeliştiği gibi tarafların zilyetliğinin hangi tarihte başladığı, terör nedeniyle hangi tarihte kesildiği açık olarak belirlenmediği gibi taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı da uzman ziraat bilirkişisinden rapor alınmadığından bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediği için yetersizdir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği yeni tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı,
tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, davacı ve davalı tarafın göstereceği yeni tanıklar da dinlenmeli, uzman fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın kültür arazisi vasfında olup olmadığı ve öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı konusunda uzman ziraat mühendisinden ayrıntılı rapor alınmalı,
kabule göre de davacı ... yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu tespit edildiği takdirde davacı yararına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar ile dava konusu olan İdil Kadastro Mahkemesinin 2006/64 ve 2003/2 Esas sayılı dava dosyaları getirtilmeli,
davacı adına paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m² taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve Kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı, bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/2983, K. 2010/1426, 16 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama