KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/3166 E., 2010/3151 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2010
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı ... ile davalı hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 103 ada 17 parsel sayılı 208455,65 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma dayanılarak mera niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Davacı ... tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı taşınmazın belirli bölümlerine yönelik olarak dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davaların reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline, davalı hazine yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 31/3 maddesi hükmüne göre 50'şer TL vekalet ücreti verilmesine karar verilmiş; hüküm davacı ... tarafından esasa, davalı hazine tarafından vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
1-Davacı ... dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında davaya konu 103 ada 17 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün babasından kaldığını öne sürerek kendisinden başka mirasçılar olmasına ve aralarında paylaşma bulunmamasına rağmen tamamının kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; dava konusu edilen taşınmaz bölümünün davacı ile birlikte başka mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olması nedeniyle, davacının kendi adına, taşınmazın tamamının tescilini isteyemeyeceği gerekçe gösterilerek, deliller toplanmadan davanın reddine karar verilmiş ise de; mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
Dava konusu taşınmaz mera olarak sınırlandırılmış, davacı tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Kadastro Kanununun 29. maddesi hükmüne göre bir mirasçı diğerlerinin muvafakatı olmadan tereke adına dava açabileceği gibi, aynı şekilde kendi adına ve payına yönelik olarak da dava açabilir.
Somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 29. maddesi hükmüne göre davacı ...'ın kendi adına taşınmazın tümüne veya payına yönelik olarak dava açabileceği tartışmasızdır. Kaldı ki. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30/2 maddesi hükmüne göre de, "dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde hakim re'sen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür".
O halde mahkemece davacıya dava dilekçesi açıklattırılarak, taşınmazın tümünün hangi hukuksal nedenle babasından kendisine intikal ettiği sorulup saptanmalı, bu durumun kanıtlanamaması halinde çoğun içinde azda vardır kuralı gereği davanın görülmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
2-Davalı hazinenin yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince; Mahkemece Kadastro Kanununun 31/3 maddesi gereğince davalı yararına 50'şer TL vekalet ücreti takdir edilmiş ise de varılan sonuç davanın niteliğine ve dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 31. maddesi hükmünde avukat veya dava vekili ile takip edilen davalarda vekalet ücretinin; davanın önemi, vekilin sarfettiği emek, tarafların davada iyi niyetli hareket edip etmediği, hak ve eşitlik kuralları gözönünde tutularak maktuen takdir ve tayin olunacağı, takdir edilecek vekalet ücreti miktarının keşif yapılmış ise taşınmaz malın değerine göre Avukatlık Ücret Tarifesinin tayin ettiği nispi vekalet ücreti sınırlarının üstünde olamayacağı açıklanmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4. maddesi hükmünde de Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gerekleri yada haklı sebepleri gözönünde tutmayı emrettiği konularda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği belirtilmiştir. Açıklanan bu hükümler gözetildiğinde kadastro davalarında hükmedilecek maktu vekalet ücretinin miktarını belirleme kural olarak hakimin takdirinde ise de, takdirilik keyfilik değildir. Hakimin takdir yetkisini az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeleri de dikkate alarak hakkaniyete uygun şekilde belirlemesi gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/3166, K. 2010/3151, 26 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama