KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/3408 E., 2010/2775 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2010
Karar Metni
789 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 104 ada 101 parsel sayılı 24022,55 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... ... adına, 101 ada 135 parsel sayılı 875494,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliğiyle davalı hazine, 129 ada 82 parsel sayılı 7464,27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ... ...’in zilyetliğini terk ettiğinden sözedilerek ham toprak niteliğiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... bağışa ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kendi ile birlikte kardeşleri ..., ... ve ... adına tescili istemiyle davalı hazine, ... Köyü Tüzel Kişiliği ve ...’nu hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında ..., ... ve ... davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 129 ada 82 parsel sayılı taşınmazın 1/4 er paylı olarak ..., ..., ... ve ... adına tapuya tesciline, 104 ada 101 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 25.6.2008 günlü haritada (A) harfi ile gösterilen 3569,08 metrekare yüzölçümündeki kesiminin 1/4 er paylı olarak ..., ..., ... ve ... adına, geriye kalan kesiminin tespit gibi tesciline, 104 ada 135 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 25.6.2008 günlü haritada (C) harfi ile gösterilen 4369,51 metrekare yüzölçümündeki kesiminin 1/4 er paylı olarak ..., ..., ... ve ... adına,
aynı haritada (D) harfi ile gösterilen 686,70 metrekare yüzölçümündeki kesimi ile geriye kalan kesiminin davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Kural olarak kadastro davaları lehine tespit, yada kadastro komisyonunca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. 104 ada 101 parsel sayılı taşınmaz dava dışı ... oğlu ... ... adına tespit edildiği kadastro tespit tutanağı ve dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Davalı ... her ne kadar dava sırasında ölen tespit maliki ... ...’nun oğlu ise de dava tarihinde ... ... sağ olup aleyhine dava açılmamış ve tutanak kesinleşmiştir.
Açıklanan bu olgular dikkate alındığında mahkemece 104 ada 101 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine, 104 ada 101 parsel sayılı taşınmaza ait tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tesbit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, davada gerçek hasım olmayan ... aleyhine görülüp karar verilmesi kamu düzenine aykırı olduğundan, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, 104 ada 101 parsel sayılı taşınmaza ilşkin hükmün BOZULMASINA,
2-Dava ve temyize konu 129 ada 82 parsel sayılı taşınmazın tamamı ve 101 ada 135 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 25.6.2008 günlü haritada (C) harfi ile gösterilen 4369,51 metrekare yüzölçümündeki kesimi üzerinde tespit gününde zilyet davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinmenin diğer koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, davacı ... dışındaki adına tescil kararı verilen ... ve paydaşlarının davalarının bulunmadığı, davacının bu kişiler adına dava açma yetkisinin olmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın davacı ...’in payı ile sınırlı olarak çözümlenmesi gerekir.
Ayrıca, temyize konu taşınmazların kadastro tespiti 26.07.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir. Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir.
O halde bu konuda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet davacı ... ile bayii babası ... ...’in onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde ilgili yada ilgililer adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar,
davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m² taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı,
bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/3408, K. 2010/2775, 6 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama