KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/3618 E., 2010/2888 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2010
Karar Metni
1.320 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı-davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 854 ada 13, 1043 ada 25 ve 44, 854 ada 21, 884 ada 8 ve 46, 975 ada 11, 881 ada 35, 1041 ada 1, 1087 ada 3 parsel sayılı sırasıyla 31.425,36 m², 15.697,56 m², 7651,98 m², 19.919,69 m², 12.622,85 m², 3985,89 m², 16.642,97 m², 11.069,12 m², 29.263,87 m², 71.379,96 m² yüzölçümündeki taşınmazlardan.
854 ada 13, 1043 ada 25 ve 44, 854 ada 21, 884 ada 8 ve 46, 975 ada 11 parsel sayılı taşınmazlar 4753 ve 5618 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan tapu kaydına dayanılarak davalı-davacı hazine adına ve 881 ada 35, 1041 ada 1, 1087 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar ise tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı-davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı-davalı ... tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak hazine adına tespit edilen taşınmazlara; davalı-davacı hazine tapu kayıtlarına dayanarak davacı-davalı ... adına tespit edilen taşınmazlara yönelik olarak ayrı ayrı dava açmışlar, dava dosyaları birleştirilmiştir.
Mahkemece; davalı-davacı hazinenin 881 ada 35, 1041 ada 1, 1087 ada 3 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının reddi ile tespit gibi davacı-davalı ... adına; davacı-davalı ...’in 1043 ada 25 ve 44, 884 ada 8 ve 46, 975 ada 11 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının kabulüne, taşınmazların davacı-davalı ... adına, 854 ada 13 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davasının reddi ile tespit gibi davalı hazine adına, 854 ada 21 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın kısmen kabulüne, uzman bilirkişinin ek raporunda (B) harfi ile gösterilen 1742,26 m² bölümün tespitinin iptaliyle davacı ... adına, geriye kalan ve (A) harfi ile gösterilen 18.177,43 m² bölümün davalı hazine adına tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı-davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 1043 ada 44 parsel sayılı taşınmazın 3.8.1990 tarih 9 sayılı davacı ...'in dayanağı tapu kaydının kapsamında kaldığı, davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
Davacı ...'in dayandığı 3.8.1990 tarih 9 sayılı tapu kaydı ile davalı hazinenin dayandığı 3.8.1990 tarih 10 sayılı tapu kaydının hazine adına Toprak Tevzi Komisyonu çalışmaları sırasında oluşturulan 2.1.1964 tarih 30 sayılı tapu kaydından ifrazen Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla oluştuğu anlaşılmaktadır.
Davacı ...'in dayandığı 3.8.1990 tarih 9 sayılı tapu kaydının miktarıyla dava dışı 1043 ada 26 parsel sayılı taşınmaza, davalı hazinenin dayandığı 3.8.1990 tarih 10 sayılı tapu kaydının ise miktarıyla dava konusu 1043 ada 44 parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı 1043 ada 45 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü dosya içeriğiyle anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca davacı ...'in dayandığı 3.8.1990 tarih 9 sayılı tapu kaydının dava konusu 1043 ada 44 parsel taşınmazı kapsamadığı, dava konusu taşınmazın davalı hazinenin dayandığı 3.8.1990 tarih 10 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı belirlendiğine göre davacı ...'in davasının reddi ile taşınmazın tespit gibi hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 1043 ada 44 parsel taşınmaza yönelik hükmün BOZULMASINA,
2-A)Dava ve temyize konu 881 ada 35 parsel sayılı taşınmazın 14.1.1952 tarih ve 38 sayılı, 1041 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 3.11.1952 tarih ve 4 sayılı sicilden gelen 10.7.2003 tarih 31 sayılı ve 1087 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 19.12.1950 tarih ve 7 sayılı sicilden gelen 3.12.1997 tarih 16 sayılı davalı ...'in dayanağı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
Somut olayda davacı hazine 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydına, davalı taraf ise tescil davası sonucunda oluşan tapu kayıtlarına dayanmıştır. Davacı hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olduğu yanlar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı gibi esasen bu yön mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ne var ki, davalı tarafın tutunduğu tescil hükmü ile oluşan tapu kayıtlarının uygulaması yetersizdir.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davalı tarafın tutunduğu tescil hükmü ile oluşan tapu kayıtlarının dayanağı mahkeme ilamları ve eki harita, Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, mahkeme ilamları tapu kayıtlarının dayanağı evrak arasında bulunmadığı takdirde kararların onaylı bir örneği ilgili mahkemeden istenilmeli, tapu kayıtlarının revizyon gördüğü başkaca taşınmazlar varsa dava konusu taşınmazlarla birleşik kroki ve bu taşınmazları dıştan çevreleyen tüm komşu taşınmazlara ait tutanak örnekleri ile dayanak kayıtları getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi,
fen memuru hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının dayanağı haritalarının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, davalı tapularının kapsamı bu yolla duraksamasız belirlenmeli, tapu kayıtlarının dayanağı harita yoksa tapu kaydında ve dayanağı ilamda tarif edilen sınır yerlerinden yararlanılarak tapu kayıtları yerine uygulanmalı, kapsamları belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye,
bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla taşınmazların hangi tarafın tapu kaydının kapsamında kaldığı duraksamasız olarak belirlenmelidir.
Davalının dayanağı tescil ilamlarında hazinenin taraf olduğu saptandığı takdirde sözü edilen ilamların usulün 237.maddesi hükmü uyarınca hazineyi bağlayacağı, taşınmazların tümü yada bir bölümünün davalının tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde ise kayıt kapsamı dışında kalan bölüm yönünden davalı taraf lehine delil olabileceği gibi aleyhine de delil olabileceği, aksinin daha güçlü delillerle kanıtlanabileceği,
davalı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının oluştuğu 1952 yılından hazine tapu kaydının oluştuğu 1963 yılına kadar zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1. maddesi hükmü uyarınca kazanım sağlayan süreye ulaşan zilyetliğin bulunmadığı göz önüne alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
2-B)Dava ve temyize konu 884 ada 8 ve 46, 975 ada 11, 1043 ada 25 parsel sayılı taşınmazlar ile 854 ada 21 parsel sayılı taşınmazın (B) harfiyle gösterilen bölümü üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinmenin diğer koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki taşınmazların kadastro tespiti 26.7.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlik yoluyla sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümündeki taşınmaz mal iktisap edebilir. Nevarki, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de yapılan araştırma ve soruşturma yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir.
O halde bu konuda mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet davacı ... ile bağışlayanı babası ... ...'in ve bayiileri ... ... ve ... ...'ın onaylı nüfus kayıt örneği, ölmüş ise dava dışı tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile tablosu ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, adlarına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı,
tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m2 taşınmaz mal isabet edeceği belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü de dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, bu yolla sağlıklı biçimde etkili bir kontrol ve denetim yapılmalı,
hükme bağlanan, kesinleşen davalar varsa sonuçları dikkate alınmalı, bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/3618, K. 2010/2888, 11 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama