KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5010 E., 2010/3118 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2010
Karar Metni
871 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 110 ada 25 parsel sayılı 9.527,20 m² yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... tapu kaydına, kesin hükme, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... ve müşterekleri adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taşınmazlar üzerinde davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın dayandığı Haziran 1290 Y.tarih, 63, 64, 65, 66 sayılı tapu kayıtları gereği gibi uygulanmadığı, diğer taraftan dava konusu taşınmaz ham toprak niteliğiyle davalı hazine adına tespit edildiği, dava konusu taşınmaza komşu aynı ada 40 parsel sayılı taşınmaz mera olarak sınırlandırıldığı halde dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde usulüne uygun mera araştırması yapılması gerekirken bu yönde herhangi bir araştırma da yapılmamıştır.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu Haziran 1290 Y.tarih, 63, 64, 65, 66 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının tasdikli mi yoksa tasdiksiz yoklama kaydı olup olmadığı belirlenmeli, tapu kayıtlarının tasdiksiz yoklama kaydı ise ve kayıt intikal görmemiş ise kaydın vergi kaydı niteliği taşıdığı ve zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği düşünülmeli,
tapu kaydı tasdikli ise dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bunlara komşu diğer taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazlara ait onaylı tespit tutanak örnekleri varsa dayanakları kayıtlar Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden,
4342 Sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı mülki amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ise ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişiler, tarafların göstereceği tanıklar, uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve ziraat bilirkişisi ile tespit bilirkişileri tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazın başında yeniden keşif yapılmalı, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtları varsa haritaları, yerel bilirkişi yardımı,
uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinmeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın öncelikle davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı,
davacı tarafın tapusu kapsamında kalmadığının belirlenmesi halinde, mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından, mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinden dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki varsa bu çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan belgelerin nizalı parseller yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları, tespitlerin kesinleşip kesinleşmediği belirlenmelidir.
Mahkemece yapılacak keşif sonrası davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının, mevki, hudutları ve yüzölçümü itibariyle dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı mera olmadığı ve tahsisli mera kaydı ve haritası kapsamında kalmadığı da belirlendiği takdirde zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman bilirkişi ziraatçiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de davacının taşınmazın kendi adına tescili için dava açtığı, muris ... ... terekesinin iştirak halinde olmadığı, davacının ortak miras bırakanı ... ...'un sağlığında dava konusu taşınmazı davacı ile dava dışı çocukları ...,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5010, K. 2010/3118, 25 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama