KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5487 E., 2010/3079 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2010
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar hazine, ... ... ... ile davalılardan ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 137 ada 1 parsel sayılı 3562.39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tutanağında ölü denilmek suretiyle ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek, davacı ... ... ... ise taşınmazın 2/3 payı yönünden tapu kaydına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 03.04.2009 tarihli raporda (B) harfi ile işaretli 2840.12 m2 yüzölçümündeki bölümün ham toprak niteliği ile davacı hazine adına, aynı raporda (A) harfi ile işaretli 722.27 m2 yüzölçümündeki bölümün 2/3 payının davacı ... ... ... adına, 1/3 payın ise davalılar ... mirasçıları adlarına son celse de belirlenen payları oranında elbirliği mülkiyeti hükümleri gereğince tapuya tesciline karar verilmiş;
hüküm, davacılar hazine, ... ... ... ve davalılardan ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı ... ... ... ile davalılar ... ve müştereklerinin tutunduğu Şubat 323 tarih 34 nolu sicilden gelen 5.6.1946 tarih 1 sayılı tapu kaydının dava konusu 137 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait olmadığı taşınmazın bir bölümü üzerinde davacı ... ... ... ve davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tutunulan 5.6.1946 tarih 1 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden yada Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki yada malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5487, K. 2010/3079, 24 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama