KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5697 E., 2010/3347 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine ve ... Tüzel Kişiliği tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 991 ada 14 parsel sayılı 16.500,66 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın kendisine ait tapu kaydı kapsamında kaldığını, ... Tüzel Kişiliği ise taşınmazın mera olduğunu öne sürerek ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacılar hazine ile ... Tüzel Kişiliğinin davalarının reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, karar verilmiş; hüküm, davacılar ... Tüzel Kişiliği ile hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 991 ada 14 parsel sayılı taşınmaz yönünden hazinenin tutunduğu tapu kaydının taşınmaza ait olduğu, taşınmazın mera olmadığı, tespit gününde taşınmaz üzerinde davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 46/1 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının davalı yararına gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı hazinenin dayandığı 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca oluşan tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, revizyon gördüğü 991 ada 13, 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte dıştan komşu taşınmazların tespit tutanak örnekleri ve varsa dayanakları kayıtlar getirtilerek denetlenmemiş, mera haritası usulüne uygun uygulanmamış, hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağında ifraz gördüğü halde ifraz haritası araştırılarak getirtilmemiş, ayrıca her bir tanık ve yerel bilirkişi yada tutanak bilirkişilerinin ayrı ayrı dinlenilmesi zorunlu olduğu halde usulüne uygun dinlenilmemiş olması nedeniyle yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Eksik incelemeye dayalı hüküm verilemez.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı hazinenin tutunduğu tapunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağı ve eki belgelerin ilgili mercilerden araştırılarak getirtilmesi, tapu kaydının 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca oluştuğu dikkate alınarak haritasının bulunduğu gözönüne alınmalı, tapu kaydının varsa revizyon gördüğü dava konusu taşınmaza dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde çap örneği ile komşu parsellere ait tutanak örnekleri ve varsa dayanağı kayıtlar getirtilmeli,
taşınmaz başında keşif yapılarak mera haritası uzman bilirkişi eliyle ölçekler eşitlenerek haritalar çakıştırılarak uygulanmalı, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın özellikle hazinenin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü dayanılan kaydın kapsamında kalıp kalmamasına göre 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 46/1,
14 ve 16. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde yerel ve uzman bilirkişi, belirtmelik bilirkişileri ayrı ayrı taşınmazlar başında dinlenerek beyanları arasındaki aykırılık duraksamasız giderilmeli, belirtmelik tutanağı bilirkişileri ölmüş iseler ilgilinin Nüfus Müdürlüğünden ölüm gününü gösterecek şekilde onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, taşınmaz üzerinde yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi,
sürdürülüş biçimi ve özellikle tapu kaydı kuzeyde mera(Toprak tevzi parsel 1938) okunduğundan taşınmazın meradan kazanılıp kazanılmadığının tespiti için yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13, 14,
16 ve 46/1 maddesi hükümleri eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5697, K. 2010/3347, 1 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama