KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5849 E., 2010/3107 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
629 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 1105 ada 27, 30 ve 56 parsel sayılı sırasıyla 41413,55 m2, 108972,93 m2 ve 35124,63 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kaydına, satın almaya, ifraza, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 27 parsel sayılı taşınmaz davalı ..., 30 parsel sayılı taşınmaz davalılar ... ve ... ... ..., 56 parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ayrı ayrı dava açmış, yargılama sırasında davalar birleştirilmiştir.
Mahkemece davaların reddine, dava konusu 1105 ada 27 parsel sayılı taşınmazın davalı ..., 1105 ada 30 parsel sayılı taşınmazın davalılar ... ve ... ... ..., 1105 ada 56 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 1105 ada 27, 30 ve 56 parsel sayılı taşınmazların tespitine esas alınan 1936 tarih ve 379 tahrir nolu vergi kaydının dava konusu taşınmazlara ait olduğu, vergi kaydının miktar fazlası üzerinde tespit tarihinde zilyet davalılar ..., ... ..., ... ... ve ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinmenin diğer koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı hazinenin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine.
Ne var ki, dava ve temyiz konusu taşınmazların kadastro tespiti 26.7.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir. Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir.
Somut olayda dava ve temyiz konusu 1105 ada 27, 30 ve 56 parsel sayılı taşınmazların toplam 185516,11 m2 yüzölçümünde oldukları, kadastro tespitine esas alınan 1936 tarih ve 379 tahrir nolu vergi kaydının ise 5 hektar (50000 m2) olduğu, vergi kaydının kuzey, güney ve batıda gösterilen bayır sınırıyla değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardan olup miktarıyla geçerli olduğu, dava konusu taşınmazları davalıların babası ... ...’ın 40 yıl önce satın aldığı, tutanak içeriğine göre 1988 tarihinde taşınmazları çocukları olan davalılara bağışladığı,
keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarıyla da kadastro tespitlerinin yapıldığı 16.12.2005 tarihinde davalıların bağımsız zilyetliğinin iktisap sağlayan 20 yıllık süreye ulaşmadığı dikkate alındığında, ancak babaları ... ...’ın eklemeli zilyetliğinden faydalanabilecekleri kuşkusuzdur. Ne varki; davalıların babaları ... ... yönünden 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
O halde bu konuda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet davalılar ile babalarının onaylı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde zilyet davalılar ..., ... ..., ... ... ve ...'ın babaları ... ... adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı,
tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m2 taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli,
hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı, bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5849, K. 2010/3107, 25 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama