KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5896 E., 2010/3645 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2010
Karar Metni
886 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 127 ada 43 parsel sayılı 12254,10 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 127 ada 43 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 127 ada 43 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taşınmaz üzerinde hazine tapusunun oluştuğu günden önce adına tescile karar verilen zilyet davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de usulüne uygun mera araştırması yapılmadığı gibi, uygulandığı belirtilen vergi kaydı da dosyada bulunmadığından yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı, taşınmazın tespitine dayanak yapılan 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca hazine adına tapusu oluşturulan ve tapu kaydının taşınmaza ait olduğu taraflar arasında çekişme konusu olmayan taşınmaz üzerinde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde toplanmıştır.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur.
Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın dayandığı ve belirtmelik tutanağında uygulandığı belirtilen vergi kaydı Özel İdare Müdürlüğünden getirtilmeli, dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüğünden sorulmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bunlara komşu diğer taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazlara ait onaylı tesbit tutanak örnekleri varsa dayanak kayıtlar Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli,
dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi,
tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı,
bundan sonra davacının dayandığı vergi kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi aracılığıyla yerine uygulanmalı, özellikle vergi kaydında tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye haritada işaret ettirilmeli, vergi kaydı kapsamında kalmadığının belirlenmesi halinde mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli,
taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli,
komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan belgelerin nizalı parsel yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği belirlenmelidir.
Mahkemece yapılacak keşif sonrası davacı tarafın tutunduğu vergi kaydının, mevki, hudutları ve yüzölçümü itibariyle dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı mera olmadığı ve tahsisli mera kaydı ve haritası kapsamında kalmadığı da belirlendiği takdirde zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5896, K. 2010/3645, 10 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama