KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5981 E., 2010/186 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2010
Karar Metni
639 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 1066 ada 5 parsel sayılı 58956.90 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve ... adına, 1121 ada 6 parsel sayılı 120707.95 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ... ile ..., ..., ... ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 1066 ada 5 ve 1121 ada 6 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 1066 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyedi davalı ... ve ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Delillerin takdiri mahkemeye aittir. Takdirde de bir isabetsizlik bulunmadığından davacı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2-Dava konusu 1121 ada 6 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada (A) harfi ile işaretli bölümün davalı tarafın tutunduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı, tapu kayıt kapsamı dışında kalan (B) harfi ile işaretli taşınmaz bölümü üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davalı tarafın dayandığı tapu kaydının ilk geldi kaydı olan tescil ilamlı ve haritası bulunan 14.2.1972 tarih 23 sayılı tapu kaydı uygulaması ile komşu 1121 ada 1 parsel sayılı toprak tevzice 4122, 4124, 4125 ve 4126 parsel ile sınırlandırılan meraya ait harita getirtilerek, yerel bilirkişi sözleri, revizyon gördüğü taşınmazları dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden yetersizdir. Bu nedenle davalı tarafın tutunduğu tescil ilamı ile oluşan tapu kaydı ve mera parseline ait haritalar birlikte getirtilip yöntemine uygun biçimde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca yerine uygulanması zorunludur.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davalı tarafın tutunduğu tescil ilamı ile oluşan tapu kaydı ve Toprak Tevzi Belirtme tutanağında sözü edilen mera parselinin haritalarının bulunduğu dikkate alındığında, dava konusu 1121 ada 6 parsel sayılı taşınmaz başında keşif yapılmalı, kadastro paftasının ölçeği ile tapu kaydının dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenerek haritalar da tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılarak haritalar çakıştırılarak uygulanmalı,
dıştan komşu taşınmazların tespit tutanak örnekleri ve varsa dayanağı kayıtlar getirtilip, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamı ile mera parselinin kapsamı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümünün dayanılan kayıtların kapsamında kalıp kalmadığı,
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13, 14 ve 16. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişiler ve tarafların göstereceği tanıklar ayrı ayrı taşınmazlar başında dinlenerek varsa beyanları arasındaki aykırılık duraksamasız giderilmeli, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi ve özellikle dava konusu taşınmazın geleneksel biçimde mera niteliğinde kullanılıp kullanılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye,
bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümünün kamu malı niteliğinde mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13, 14 ve 16. maddesi hükümleri eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5981, K. 2010/186, 21 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama