KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5988 E., 2010/3624 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2010
Karar Metni
879 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 113 ada 2, 114 ada 1 ve 123 ada 12 parsel sayılı sırası ile 25123,94 m2, 9494,26 m2 ve 20200,27 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kayıtlarına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiş, tutanaklarının beyanlar hanesinde ... ... mirasçılarının işgalinde olduğu belirtilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 113 ada 2, 114 ada 1 ve 123 ada 12 parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 46/1. maddesi hükmünce koşullarının varlığı halinde bu nitelikteki taşınmazların zilyedi adına tespit ve tescil edileceği belirtilmiştir. Dava konusu 123 ada 12 parsel sayılı taşınmazın hazineye ait 02.12.1966 tarih 45 sayılı tapu kayıt kapsamı içinde kaldığı, ancak tapu kaydının oluşturulduğu güne kadar zilyet davacı ... yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif ve uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenlerle hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 123 ada 12 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün ONANMASINA, hazine harçtan muaf olduğundan temyiz harcı alınmasına yer olmadığına,
2- Davalı hazinenin dava ve temyiz konusu 113 ada 2 ve 114 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, dava konusu taşınmazlar üzerinde 2.12.1966 tarih 15 ve 78 sayılı hazine tapularının oluştuğu günden önce davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun
14. ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi dosya kapsamına da uygun düşmemiştir.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık dava konusu 113 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı, taşınmaz üzerinde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde toplanmıştır. 113 ada 2 parselin tespitine esas alınan 2.12.1966 tarih 78 sayılı tapu kaydının batı ve güney sınırında mera okuması, eylemli durumda da taşınmaz sınırında mera bulunması nedeniyle mahkemece mera araştırması yapılması zorunludur.
Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanıla gelmiş olmasına bağlıdır. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı, Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, mera tahsisi yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, tanıklar ve uzman bilirkişi,
tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı,
bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerden dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan tespit ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye,
uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre 113 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5988, K. 2010/3624, 9 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama