KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6144 E., 2010/4400 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2010
Karar Metni
744 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 102 ada 25 ve 50 parsel sayılı sırasıyla 6796,34 m² ve 5082,65 m² yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ...adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 50 parsel sayılı taşınmazın muris ... adına, aynı ada 25 parsel sayılı taşınmazın kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında ...'in mirasçıları davaya dahil edilmiştir. Mahkemece davanın reddine, 102 ada 25 ve 50 parsel sayılı taşınmazların tespit maliki ...mirasçıları adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ...'den kaldığı yönünde, yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı, ortak miras bırakan ...., mirasçılarından ...'nın miras paylarını davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 23.6.1979 ve 15.4.1987 tarihli senetlere göre davacıya satıp zilyetliklerini devredip devretmedikleri yönünde toplanmıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır.
Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular da dikkate alındığında yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro sırasında tespite bir kayıt ve belge esas alınmadığı gibi yargılama sırasında da taraflar bir kayda dayanmamışlardır.
Tapuda kayıtlı olmayan bu nedenle menkul mal hükümlerine tabi bulunan dava ve temyize konu taşınmazlara davacı tarafın dayanağı senetler uymasa bile uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre tanık beyanları ile çözümleneceği kuşkusuzdur.
Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde,
taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği, ayrıca davacı tarafından dosyaya sunulan 24.9.1963 tarihli paylaşma senedinde belirtilen taşınmazlardan mirasçı ... ve mirasçıları adlarına tespit yapılıp yapılmadığı,
miras payına karşılık kendisine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmelidir. ...mirasçılarının başka yerden haklarını aldıkları belirlendiği takdirde dava konusu taşınmazlarda haklarının kalmadığının kabulü gerekir.
Bu takdirde...terekesi iştirak halinden çıkıp müşterek mülkiyete dönüşeceğine göre ..., mirasçıları... arasında usulüne uygun bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerekir... mirasçıları ... arasında usulüne uygun bir paylaşma yoksa davacı tarafın ibraz ettiği 23.6.1979 ve 15.4.1987 tarihli senetler keşifte yerel ve uzman bilirkişi aracılığıyla yerine uygulanmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanları çeliştiği takdirde keşifte tespit bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında,
aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak,
yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli,
uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6144, K. 2010/4400, 8 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama