KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6368 E., 2010/2953 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2010
Karar Metni
485 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 200 ada 1 parsel sayılı 319,77 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak okul ve bahçesi niteliği ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... 200 ada 2 parsel sayılı taşınmazın miras bırakanları adına 301,47 m2 eksik yüzölçümü ile tespit edildiğini, mevcut eksikliğin 200 ada 1 parselde kaldığını ileri sürerek ve tapu kaydına, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, dava konusu olmadığı belirlenen 200 ada 2 parsel sayılı taşınmazın olağan usullere göre tapuya tespit gibi tescil işleminin yapılmasına karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olmadığı, dava konusu taşınmazın öncesinin köy boşluğu niteliğinde bulunduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu Şubat 1936 tarih 111 sayılı sicilden gelen 25.7.1951 tarih 8 ve 17.10.1951 tarih 148 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, davalı tarafın kayıt maliki yada malikleri ile akdi, irsi ilişkisi araştırılmalı, bu ilişki saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden, davalı ise dava dosyaları ilgili mahkemesinden getirtilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü,
taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde davacıların babası hakkında da zilyetlik araştırması yapılmalı,
tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6368, K. 2010/2953, 12 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama