KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6377 E., 2010/2949 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2010
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 113 ada 68 parsel sayılı 128935,34 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliğiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 15.04.2009 havale tarihli rapor ve eki haritasında işaretli 2138,65 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre bir taşınmazın kişi adına tespitine karar verilebilmesi için öncelikle taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte yerlerden olduğunun belirlenmesi, daha sonra diğer koşulların araştırılması, davanın taşınmazın aynına ilişkin olduğu gözetilerek yapılacak keşifte hakim gözleminin bizzat tutanağa geçirilmesi, dinlenecek tanık sözleri ve bilirkişi beyanlarının komşu parsel tutanakları ve dayanağı kayıtlarla denetlenmesi, daha sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince mahkemece mahallinde keşif yapılmış ise de taşınmaz hakim tarafından incelenip hakim gözlemi tutanağa yansıtılmamıştır. Taşınmazın özel mülkiyete konu olan yerlerden olup olmadığının belirlenmesinin özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiği, HUMK'un 275.maddesi hükmüne göre bu olgunun bilirkişi dinlenerek saptanması gerektiği halde keşfe ziraatçi bilirkişi götürülmemiş, mahkemece tutanak içeriği ile yetinilerek hüküm verilmiştir.
Öte yandan; dava konusu taşınmazın tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür. Eksik araştırma ile hüküm verilemez
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişileri ile uzman ziraatçi bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, taşınmaz ve etrafı incelenerek hakim görüşü tutanağa geçirilmeli, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6377, K. 2010/2949, 12 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama