KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6630 E., 2010/4057 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2010
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 991 ada 15 parsel sayılı 9275.50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Davacı hazine tapu kaydına dayanarak; ... ise nizalı taşınmazın mera olduğunu ileri sürerek ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucu davanın reddine, dava konusu taşınmazın toplam 8 pay kabul edilerek 2 payın ..., 1 er payın ..., ..., ..., ..., ..., ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar hazine ve ... Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı hazine'nin tutunduğu 02.01.1964 tarih, 491 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmazın mera olmadığı gerekçe gösterilerek davaların reddine karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Ayrıca mahkemece hazinenin dayandığı tapu kaydının belirtmelik tutanakları istenmemiş sadece bilirkişi beyanları ile yetinilmiştir. Fen bilirkişi raporunda toprak tevzii haritalarının uygulandığı belirtiliyorsa da dosya içine haritalar getirtilmediğinden verilen rapor denetime elverişli değildir. Böylesine yetersiz, sağlıksız araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı Hazine'nin tutunduğu 2.1.1964 tarih 491 nolu tapu kaydının belirtmelik tutanakları ile toprak tevzii haritalarının Tapu Sicil Müdürlüğünden ve Özel idare Müdürlüğünden getirtilmeli, dosya keşfe hazır hale geldiğinde keşfe karar verilirken 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi dikkate alınmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri birlikte değil, ayrı ayrı dinlenilmeli bundan sonra dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı,
uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, hazinenin tutunduğu tapu kaydının taşınmazı kapsadığı belirlendiği takdirde tapu kaydının oluştuğu, 1964 tarihinden geriye doğru davalı tarafın 20 yıla ulaşan zilyetliğinin bulunup bulunmadığı,
taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6630, K. 2010/4057, 24 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama