KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6705 E., 2010/4557 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Temmuz 2010
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 104 ada 40 parsel sayılı 34.224.40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, aynı ada 82 parsel sayılı 94.424.37 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla dava dışı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (C) harfi ile gösterilen kısmının ayrılarak yeni bir parsel numarası ile davacı ... adına tapuya tesciline, 104 ada 82 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın feragat nedeniyle reddine, dava dışı 156 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (F) harfiyle gösterilen kısmı yönünden ve yine dava dışı 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (A) ve (D) harfleriyle gösterilen bölümleri yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava ve temyize konu 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazda zilyet davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de verilen hüküm yasal düzenlemelere ve dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
Mahkemece 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın (C) harfiyle gösterilen bölümün davacı adına tescile karar verilmiş, ancak geriye kalan bölüm yönünden infazda tereddüt oluşturacak şekilde olumlu veya olumsuz herhangi bir hüküm
kurulmaması isabetsiz olduğu gibi davacı adına tescile karar verilen (C) harfiyle gösterilen kısmın miktarı gösterilmeyerek infazı mümkün doğru sicil de oluşturulmamıştır.
Kaldı ki, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesi hükmü uyarınca hakim her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.
Somut olayda davacı ... tarafından 104 ada 1 ve 156 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı da kuşkusuzdur. Davanın davacı ...'ın talepleriyle sınırlı olarak görülmesi gerekirken dava dışına çıkılarak dava dışı 104 ada 1 ve 156 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Öte yandan, 104 ada 82 parsel sayılı taşınmaz dava dışı hazine adına tespit edilmiş, davacı tarafından tespit maliki hazine dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmediğinden ve hazine davada taraf olmadığından davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru değildir.
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit, yada kadastro komisyonunca tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Davacı davasını diğer dava konusu taşınmazın tespit malikine yöneltmiş, hazineyi davalı olarak göstermemiştir. Davada husumetin taşınmazın tespit malikine yöneltilmesi zorunludur. Hal böyle olunca, davanın açıldığı günde, gerçek hasma yöneltilen bir davanın bulunmadığının kabulü gerekir. Yargılama sırasında ıslah yoluyla dahi taraf değiştirmek mümkün bulunmadığına göre davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması dahi usul hükümlerine uygun düşmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6705, K. 2010/4557, 15 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama