KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/6736 E., 2010/4228 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2010
Karar Metni
490 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... ve davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 124 ada 34 parsel sayılı 7886.65 m² yüzölçümündeki taşınmaz çalılık ve pırnarlık olarak hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2673.74 m² kısmının davacı adına geriye kalan 5212,91 m² kısmının tespit gibi hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 34 parsel sayılı taşınmazın davacının tutunduğu vergi kaydı kapsamında kaldığı ve davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Vergi kaydı mülkiyet belgesi değildir. Zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği kuşkusuzdur.
Tutanak bilirkişileri dinlenip oluşan çelişki giderilmemiş, dava konusu taşınmazın batı sınırındaki dereden sonra gelen taşınmazların tutanakları ve dayanakları getirtilip denetleme yapılmamış, davacı adına belgesizden kazanılan taşınmazlar bulunup bulunmadığı da sorulup saptanmamış, davacı tanıkları dinlenmemiş ve usulüne uygun zilyetlik araştırması yapılmamıştır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın batı sınırındaki dereden sonra gelen taşınmazların tutanak ve dayanakları ilgili kurumlardan getirilmeli, dosya keşfe hazır hale geldiğinde keşfe karar verilirken 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi dikkate alınmalı, yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, usulüne uygun çağrılarak keşifte hazır edilen davacı tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli,
hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, zilyetliğe dayanmayan vergi kaydına değer verilemeyeceği için davacının taşınmaz üzerinde zilyetliğini ne şekilde sürdürdüğü açıklattırılmalı, taşınmazın dayanılan kayıt kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için fen bilirkişisinden rapor alınmalı, aynı çalışma alanı içerisinde davacı ve bayileri adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m2 taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli,
davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/6736, K. 2010/4228, 1 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama