KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7120 E., 2010/1929 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2010
Karar Metni
381 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi hükmünde, 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitlerin kesinleşeceği, kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararlarının; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedileceği, kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı belirtilmiştir.
Kanunda belirtilen bu sürenin hakdüşürücü nitelikte olduğu ve kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren başlayacağı, kadastro tutanaklarının ise askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine dava açılmamış olması halinde 30 günlük ilan süresi sonunda, dava açılmış ise Kadastro Mahkemesince verilecek kararın kesinleştiği tarihte kesinleşmiş sayılacağı, kadastro tespit gününden sonraki hukuki sebeplere dayanarak açılacak davalarda hakdüşürücü sürenin uygulanamayacağı kuşkusuzdur.
Hakdüşürücü süre olumsuz dava koşulu olup, diğer dava koşulları gibi taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınması ve davanın süre geçtikten sonra açıldığının belirlenmesi halinde esasa girilmeyerek davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerekir.
Somut olaya gelince dosya içeriğinde toplanan delillerden davaya konu muhdesatın üzerinde bulunduğu 1391 ada 22 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında avlulu kargir 4 ve 3 katlı iki ev niteliği ile tarafların babası .... adına tespit edilip, tespitin 30.12.1993 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapuya tescil edildiği, görülen davanın ise 22.4.2004 tarihinde açıldığı, davaya konu muhdesatın tespit gününde de taşınmaz üzerinde mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu muhdesatın tespit gününden sonra meydana getirilmediği gözetildiğinde davanın az yukarda açıklanan hakdüşürücü süreye tabi olduğu ve tespitin kesinleştiği gün ile davanın açıldığı gün arasında 10 yıllık hakdüşürücü sürenin geçmiş bulunduğu kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7120, K. 2010/1929, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama