KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7227 E., 2010/4761 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 205 ada 6 parsel sayılı 1.140,52 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... tapu kaydına, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın miras bırakanı ... adına tapuya tescili istemiyle Kadastro Mahkemesine dava açmıştır. Kadastro Mahkemesince davanın askı süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince de, dava konusu 205 ada 6 parsel sayılı taşınmaza yönelik dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı ... temyiz dilekçesinde, çok yaşlı ve kulaklarının ağır işittiğini, dava konusu 205 ada 6 parsel sayılı taşınmazın içindeki morg, çeşme, tuvalet ve bahçesine yönelik davasının bulunmadığını, ancak dava konusu taşınmazın içindeki fasulye, patates vb. sebze ekili ve çitle çevrili bostana yönelik davasının bulunduğunu karar duruşmasında ifade etmek istemesine rağmen, meramının yanlış anlaşılarak dava konusu taşınmaz hakkında davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirtmiştir.
Davacının dava ettiği yerin duraksamasız tespiti için keşif yapılması zorunludur. Mahkemece davacının tutunduğu 10.5.1938 tarih ve 24 sayılı tapu kaydının tüm tedavülleri Tapu Sicil Müdürlüğü ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden sorularak saptanmamıştır. Kural olarak taşınmaz mallara ilişkin davalarda kayıt uygulamalarının taşınmaz başında yapılması, yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi gerekir. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki yada malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmelidir.
Daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında keşif yapılmalı, davacının dava ettiği yer belirlenmeli, dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı,
tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bir mirasçının ancak Kadastro Mahkemesinde tereke adına dava açarak bir taşınmazın miras bırakanın mirasçıları adına tapuya tescili isteminde bulunabileceği, Asliye Hukuk Mahkemesinde ise bir mirasçının ancak payına yönelik olarak tapu iptal ve tescil davası açabileceği hususu göz önünde tutularak uyuşmazlığın davacının payı ile sınırlı olarak çözümlenmesi gerektiği düşünülmeli,
bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7227, K. 2010/4761, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama