KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7481 E., 2010/4839 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2010
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 127 ada 31 ve 32 parsel sayılı sırasıyla 515,37 m2, 512,44 m2 taşınmazlardan, 127 ada 31 parsel sayılı taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, pay satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ... ve müşterekleri, 127 ada 32 parsel sayılı taşınmaz ise arsa vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., eski samanlığının yıkıntılarının 32 ve 31 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunduğunu öne sürerek kendi adına tescili ve 32 parsel sayılı taşınmazın alt kısmından geçmekte olan kadim yolun da haritasında yol olarak gösterilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın kabulüne, 127 ada 31 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptaliyle uzman bilirkişinin 29.05.2009 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 37,39 m2 yüzölçümündeki bölümünün haritasında yol olarak gösterilmesine, (C) harfiyle gösterilen 96,75 m2 bölümünün aynı ada son parsel numarası ile davacı ..., geriye kalan 381,22 m2 yüzölçümündeki bölümünün aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davalılar adına payları oranında.
127 ada 32 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptaliyle anılan bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 83,56 m2 yüzölçümündeki bölümünün haritasında yol olarak gösterilmesine, (D) harfiyle gösterilen 72,07 m2 yüzölçümündeki bölümünün aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davalı ..., geriye kalan 356,81 m2 yüzölçümündeki bölümün aynı ada ve parsel numarası ile davalı Köy Tüzel Kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, taraflar yargılama sırasında bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Somut olayda kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa aittir.
Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden taşınmaz başında keşif yapılmış, tespit tutanağı bilirkişileri beyanları ve tespitte saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düştüğü halde taşınmaz başında tutanak bilirkişilerinin tamamı dinlenilerek çelişki giderilmediği gibi yol olarak istenilen yerin kadim yol mu yoksa maliklerin iyi niyeti nedeniyle sadece harman zamanı kullanılan bir yol mu olduğu araştırılmamıştır.
Diğer taraftan samanlık olduğu iddia edilen yerde davacı ile babasının zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı, zilyetlikleri varsa ne zaman başladığı, ne zaman kesildiği, zilyetliğin sürdürülüş biçimi hususları açıkça belirlendikten sonra hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuştur.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taşınmazlar başında yeniden keşif yapılarak tutanak bilirkişilerinin tümü ve taraf tanıkları yeniden dinlenmek suretiyle tutanak içeriği ile keşfen saptanan olgu arasındaki çelişki giderilmeli, zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi hakkında ayrıntılı ve gerekçeli beyanlar alınmalı, haritasında yol olarak gösterilmesi istenilen yolun kadim yol olup olmadığı araştırılmalı, davalı köy tüzel kişiliğinin hükmü temyiz etmemiş olması nedeniyle kesinleşen yönler de göz önünde bulundurulmak suretiyle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7481, K. 2010/4839, 21 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama