KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7624 E., 2010/4788 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
Karar Metni
726 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Erzurum İl Özel İdaresi tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 224 ada 40 parsel sayılı 252,43 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı ..., 224 ada 41 parsel sayılı 843,41 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı Erzurum İl Özel İdaresi ve 224 ada 42 parsel sayılı 1.010,03 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise davalı ... Belediyesi Tüzel Kişiliği adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir.
Davacı hazine, tapu kaydına dayanarak dava konusu 224 ada 41 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün tapu miktarı kadar dava konusu 224 ada 40 ve 42 parsel sayılı taşınmazlardan artırılmak suretiyle adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 224 ada 41 parsel sayılı taşınmazın davacı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Erzurum İl Özel İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunma, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı hazinenin tutunduğu 13.11.1991 tarih ve 11 sayılı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve harita da, kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
Ayrıca tespitte saptanan hukuksal olgu ile yargılama sırasında saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı
düştüğü halde, tespit bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında dinlenerek çelişki giderilmemiştir. Dava konusu 224 ada 40 ve 42 parsel sayılı taşınmazlar hakkında da olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı hazinenin tutunduğu 13.11.1991 tarih ve 11 sayılı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritası Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı,
revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmelidir.
Bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan tapu kaydının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, bu hususun dayanılan kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalıdır.
Daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada davacı hazinenin tutunduğu tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle göz önünde tutulmalı, tapu kaydının dayanağı haritanın ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı,
uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalıdır.
Kuşkusuz tapu kaydı haritaya dayanmıyor ya da yerine uygulanmıyor ise kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan
komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmelidir.
Bu yolla dava konusu 244 ada 40, 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazların davacı hazinenin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmeli,
dava konusu olduğu anlaşılan 224 ada 40 ve 42 parsel sayılı taşınmazlar hakkında da olumlu veya olumsuz bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7624, K. 2010/4788, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama