KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7761 E., 2010/5762 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2010
Karar Metni
974 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 102 ada 10 parsel sayılı 9912,80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4753 sayılı Yasaya göre oluşan tapu kaydına dayanılarak ve tutanağın beyanlar hanesinde ...'ın işgalinde olduğu belirtilmek suretiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı hazineye ait 1963 yılında 4753 sayılı Yasa ile hazine adına oluşturulan 08.11.1963 tarih ve 471 sayılı tapu kaydının taşınmazı kapsadığı, taşınmazın Kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden olmadığı, tapunun tesisinden geriye doğru davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46. maddesinde öngörülen zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Taşınmazın bulunduğu bölgede Toprak Komisyonunca 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda kadastro tespiti sırasında taşınmaza uygulanan ve uyduğu tespit edilen 08.11.1963 tarih ve 471 sayılı tapu kaydı ile taşınmaz davalı hazine adına tescil edilmiştir.
Mahkemece kadastro tespiti sırasında uygulanan 08.11.1963 tarih ve 471 sayılı tapu kaydının tevzi haritası getirtilerek keşifte uygulanmamış, haritası yoksa kaydın doğu sınırı mera olduğundan gayri sabit hudutlu olması nedeniyle miktarına göre kapsamı belirlenmemiştir.
Yine bu tapu kaydının kadastro tespiti sırasında revizyon gördüğü parseller bulunup bulunmadığı, Kadastro Müdürlüğünden de sorularak revizyon görmüş ise dıştan komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri getirtilerek değerlendirilmemiştir.
Davalı hazinenin tutunduğu tapu kaydının dayanağını oluşturan 59 sayılı komisyon parseline ait belirtmelik tutanağı, dağıtım cetvelleri ile dağıtım haritasının ve varsa belirtmelik tutanağına esas alınan tapu ve vergi kayıtları dairesinden getirtilip mahalline uygulanmamıştır. Öte yandan dava konusu taşınmaza uygulanan tapu kaydının doğu sınırı mera okuduğu halde yöntemince mera araştırması yapılmamıştır. Yetersiz inceleme ile karar verilemez.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tespite esas alınan 08.11.1963 tarih ve 471 sayılı tapu kaydının varsa haritası, dava konusu taşınmaz dışında başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli,
53 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunun 28-R paftası ve 59 sayılı parseline ait belirtmelik tutanağı, dağıtım cetvelleri ile dağıtım haritasının ve oluşmuş ise tapu kayıtları, fen bilirkişi rapor ve krokisine göre hazinenin dayanağını oluşturan 8.11.1963 tarih ve 471 sayılı tapu kaydı kapsamında kalan ve krokisinde (59) olarak etrafı kırmızı kalem ile çevrili bölüm içinde gösterilen tüm parseller ile bu parselleri dıştan çevreleyen tüm taşınmazlara ait onaylı kadastro tespit tutanağı örnekleri ile varsa dayanağı kayıtların ve belirtmelikte imzası bulunan tüm muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri ile getirtilmeli,
taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilerek dosyada tüm deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında komşu köylerden seçilecek elverdiğince yaşlı, taraflarla akrabalığı olmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit tutanağı bilirkişileri, belirtmelik bilirkişileri,
ölü olmaları halinde tutunakta imzası olan muhtar ve azalar ve teknik bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile 08.11.1963 tarih ve 471 sayılı tapu kaydı ve belirmelik tutanağının oluşumuna dayanak teşkil eden varsa tapu ve vergi kayıtları uygulanarak,
hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kayıtların haritası varsa kapsamı haritasına göre, haritası yoksa kayıt hudutları gayri sabit olduğundan miktarına göre kapsamı belirlenmeli, tapu kaydı kapsamı belirlenirken söz konusu kayıtların revizyon gördüğü parseller nazara alınmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte kim veya kimler tarafından ne suretle ve ne zamandan beri kullanıldığı, icar ile kullanılıp kullanılmadığı,
taşınmazın Kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli,
taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise belirtmelik bilirkişileri, ölü olmaları halinde belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar, yerel bilirkişi, tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan kayıt ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı ve mera olmadığı saptandığı takdirde zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye,
uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7761, K. 2010/5762, 13 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama