KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7770 E., 2010/5752 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2010
Karar Metni
993 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 117 ada 60 parsel sayılı 4808,45 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4753 sayılı Yasaya göre oluşan tapu kaydına dayanılarak ve ...'in işgalinde olduğu tutanağın beyanlar hanesinde belirtilmek suretiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 117 ada 60 parsel sayılı taşınmazın Kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı, hazinenin tutunduğu 8.11.1963 tarih ve 502 sayılı tapu kaydının oluşum tarihinden geriye doğru davacı ... yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları oluştuğundan söz edilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Taşınmazın bulunduğu bölgede Toprak Komisyonunca 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda kadastro tespiti sırasında taşınmaza uygulanan 08.11.1963 tarih ve 502 sayılı tapu kaydı ile taşınmaz davalı hazine adına tespit edilmiştir. Mahkemece de taşınmaza uyduğu kabul edilen 08.11.1963 tarih ve 502 sayılı tapu kaydının tevzi haritası getirtilerek keşifte uygulanmamış, haritası yoksa taşınmazın kuzeyinde yoldan sonra 106 ada 39 parselde eylemli mera bulunması nedeniyle miktarına göre kapsamı belirlenmemiştir.
Yine bu tapu kaydının kadastro tespiti sırasında revizyon gördüğü parseller bulunup bulunmadığı, Kadastro Müdürlüğünden de sorularak revizyon görmüş ise dıştan komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri getirtilerek değerlendirilmemiştir. 53 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunun belirtmelik tutanağı, 28-P paftası ile 95, 96 sayılı komisyon parsellerine ait dağıtım cetvelleri ile dağıtım haritası da getirtilmemiştir.
Belirtmelik tutanağında uygulandığı vurgulanan 1937 tarih 23-30 tahrir numaralı vergi kayıtlarının kadastro sırasında her hangi bir taşınmaza uygulanıp uygulanmadığı Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulup araştırılmamış, dosyaya getirtilen nüfus kayıt örneğinden belirtmelik bilirkişilerinin ölü olduğu anlaşılmakta ise de belirtmelik tutanağında muhtar ve aza olarak imzası bulunan şahısların ölü olup olmadıkları araştırılmamış, sağ iseler belirtmelik tutanağının içeriği hakkında tanık olarak bilgilerine başvurulmamıştır.
Yine belirtmelikte geçen ve taşınmaza zilyet olan şahısların kim olduğu ve icarcı olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Öte yandan taşınmazın kuzeyinde yoldan sonra 106 ada 39 parsel sayılı taşınmaz mera niteliği ile tespit görmesi nedeniyle dava konusu taşınmaz yönünden yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamıştır. Yetersiz inceleme ile karar verilemez.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle belirtmelik tutanağında uygulanan hazine adına tapuda kayıtlı 08.11.1963 tarih ve 502 sayılı tapu kaydının varsa haritası ile dava konusu taşınmaz dışında başka taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin, öte yandan belirtmelik tutanağında dayanak gösterilen 1937 tarih 23-30 tahrir sayılı vergi kayıtlarının da kadastro sırasında revizyon görüp görmediği Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı,
revizyon görmüş olmaları halinde dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, özellikle 53 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunun okunaklı belirtmelik tutanağı, 28-P paftası ve 95, 96 sayılı komisyon parsellerine ait dağıtım cetvelleri ile dağıtım haritası, belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azaların nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli,
taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilerek dosyada tüm deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında komşu köylerden seçilecek elverdiğince yaşlı, taraflarla akrabalığı olmayan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, belirtmelik tutanağında imzası bulunan muhtar ve azalar,
tespit bilirkişilerinin tümü ve teknik bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile 08.11.1963 tarih ve 502 sayılı tapu kaydı ile 1937 tarih 23-30 tahrir sayılı vergi kayıtları uygulanarak, hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, kayıtların haritası varsa kapsamı haritasına göre, haritası yoksa kayıt hudutları gayri sabit olduğundan miktarına göre belirlenmeli, tapu ve vergi kaydı kapsamı belirlenirken söz konusu kayıtların revizyon gördüğü parseller nazara alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte kim veya kimler tarafından ne suretle ve ne zamandan beri kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı,
bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise belirtmelikte imzası bulunan muhtar ve azalar sağ ise, yerel bilirkişi, tanıklardan, dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan kayıt ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı ve mera olmadığı saptandığı takdirde zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye,
uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7770, K. 2010/5752, 13 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama