KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7893 E., 2010/5827 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2010
Karar Metni
405 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında 389 ada 2 parsel sayılı 10529,42 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, miras yolu ile gelen hakka paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ..., ..., ... ve ... ile davacı ... dava konusu taşınmazın ortak miras bırakan ... ’tan kaldığını ve paylaşılmadığını öne sürerek ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı ... adına tapuya tesciline, karar verilmiş; hüküm, davacılar ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 389 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ortak miras bırakan ... ’tan kaldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık miras bırakan ... tarafından dava ve temyize konu taşınmazın davalı ...’a satılıp satılmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflardan hangisi dava ve temyize konu taşınmazın kendisine satıldığını iddia ederse bunu ispat etmek zorundadır.
Davalı ... savunmasında dava konusu taşınmazı 31 yıl önce babası ... ’tan satın aldığını ileri sürmüş, vekili ise 23.3.2009 günlü oturumda vekil edenin davacılar ... ve ...’ın paylarını satın aldığını bildirmiş, buna karşılık keşifte dinlenen yerel bilirkişi Yaşar Subay taşınmazın tarafların ortak miras bırakan babaları ... ’un ölümü ile terekenin pay edilmesi sonucu tarafların annesi ...’a kaldığını ...'nin ölümü ile taşınmazın 10 yıl boş bırakıldığını bildirmiş
yargılama oturumlarında dinlenen davalı tanıkları ise taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı ... ’un ölümü sonucu yapılan pay sonucu davalıya kaldığını bildirmişlerdir. Davacılar tanık listesi sunmuş olmalarına karşılık davetiye gideri verilmediği gerekçesiyle dinlenilmemişlerdir.
Mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile yargılama oturumlarında dinlenen davalı tarafın tanıklarının sözleri olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz ve çelişkili sözlerden ibarettir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve uzman bilirkişi, tarafların gösterdikleri tanıklar hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı tarafların gösterdikleri tanıklar ile yerel bilirkişiler usulün 258.maddesi hükmü uyarınca davetiye ile keşif mahalline çağrılmalı aynı Kanunun 259.maddesi uyarınca taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan iddia ve savunmada belirtilen hususlar hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, beyanları çeliştiği takdirde çelişki giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7893, K. 2010/5827, 15 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama