KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7985 E., 2010/5148 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2010
Karar Metni
420 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi müdahil davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 120 ada 10 parsel sayılı 2166,23 m² yüzölçümündeki taşınmaz Kadastro Komisyonunca miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve paylaşmaya dayanarak dava açmıştır. Müdahil davacı hazine taşınmazın kanunlarına göre hazineye intikal eden yerlerden olduğunu, edinme şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece müdahil hazinenin davasının reddine, davacı ...'nin davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere, tespitte saptanan hukuksal olgulara, dosya içeriğine ve dava niteliğine göre dava konusu 120 ada 10 parsel sayılı taşınmazın kanunları uyarınca hazineye kalan yerlerden olmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlendiğinden müdahil hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, temyiz konusu 120 ada 10 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 26.7.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir.
Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir.
O halde bu konuda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet davacının aynı çalışma alanı içerisinde adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli,
paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m² taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı, bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7985, K. 2010/5148, 24 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama