KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/8177 E., 2010/6974 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2010
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 261 ada 5 parsel sayılı 880.42 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak 36 payı ... mirasçıları olan davalılar ... ve paydaşları adlarına, 36 payı davalılar ... ve paydaşlarının miras bırakanı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dışı 261 ada 4 parsele revizyon gören tapu kaydına dayanarak dava açmıştır.Dava konusu taşınmaza ilişkin yapılan kadastro tespiti ise 07.05.2002 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, uzman bilirkişi tarafından 18.5.2009 tarihinde hazırlanan rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 239.16 m2 yüzölçümündeki bölümün 100 payının davacı adına, 20 payının payları oranında davalılar ... mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, ... mirasçılarından ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davalılar ... ve arkadaşlarının temyizi uzman bilirkişi tarafından 18.5.2009 tarihinde hazırlanan rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 239.16 m2 yüzölçümündeki bölüme yöneliktir.
Mahkemece davalılar ... ve arkadaşlarının tutunduğu 6.3.1991 tarih 5 sayılı tapu kaydının uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli bölümü kapsamadığı, davacı ...'nın tutunduğu 17.6.1996 tarih 10 sayılı tapu kaydının dava ve temyize konu taşınmaz bölümünü kapsadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita da keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
Somut olayda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu 17.6.1996 tarih 10 ve davalı tarafın tutunduğu 6.3.1991 tarih 5 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritaları ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava ve temyize konu taşınmaz bölümünün davacı ve davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarından hangisinin kapsamında kaldığı belirlenmeli, tapu kayıtlarının her ikisinin de taşınmaza uyduğunun belirlenmesi halinde önceki tarihli ve doğru temele dayanan tapu kaydına değer verileceği düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/8177, K. 2010/6974, 6 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama