KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/8433 E., 2010/359 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2010
Karar Metni
535 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 129 ada 15 parsel sayılı 284,91 m² yüzölçümündeki taşınmaz, miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine, atık su kanalı olarak kullanılan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bir kısmının taşınmaza ilave edildiği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı hazine Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.6.2002 tarih 2001/454-2002/568 E.K. Sayılı kesin hükmüne dayanmıştır. Mahkemece hazinenin dayandığı kesin hükme esas alınan dava dosyasındaki dava sebeplerinin ayrı olması nedeniyle kesin hüküm şartlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmediği gibi yapılan araştırma ve inceleme de yetersizdir.
Kadastro mahkemesince davacı hazinenin tutunduğu Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2002 tarih 2001/454-2002/568 E.K. sayılı ilamı ile davacı hazine tarafından dere yatağı olan taşınmaza davalının müdahalesinin men’i için açılan dava mahkemece kabul edilerek davalının taşınmaza el atmasının önlenmesine ve yapılan duvarında kal’ine karar verilmiş, verilen hüküm de Yargıtay tarafından onaylanarak kesinleşmiştir.
El atmanın önlenmesi davaları taşınmazın aynına ilişkin davalardandır. Taşınmazın aynına ilişkin mahkeme hükmünün Kadastro Mahkemesince dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi kesin hükmün kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde, kesin hüküm kapsamında kalan birden fazla taşınmazlarla ilgili dava dosyalarının da HUMK 45 ve devamı maddelerine göre birleştirilmesinin düşünülmesi gerekir.
Öncelikle Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan 2009/83, 2006/480, 481 ve 493 esas sayılı dava dosyalarında davacı hazine tarafından Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2002 tarih 2001/454-2002/568 E.K. Sayılı ilamına dayanıldığına göre HUMK’un 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü dikkate alındığında davalardan biri hakkında verilecek hüküm diğer davanın sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir.
Bu durumda usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilmesi zorunludur. Bu hukuksal olgu sağlıklı sonuca varmanın da temel koşulu olduğu gibi dava ekonomisine de uygundur.
O halde Milas Kadastro Mahkemesinin 2009/83, 2006/480, 481 ve 493 esas sayılı dava dosyaları birleştirilmeli, ondan sonra davacı hazine tarafından dayanılan Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2002 tarih 2001/454-2002/568 E.K. sayılı kesin hükmünün dayanağı ilam ve eki harita, taşınmaz başında yeniden keşfi yapılarak yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine sağlıklı biçimde uygulanmalı,
uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile kesin hükmün dayanağı haritanın ölçekleri eşitlenerek haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır üzerinden yararlanılarak her iki harita çakıştırılarak yerine uygulanmalı, kesin hükmün kapsamı bu yolla duraksamasız belirlenmeli, dava konusu taşınmaz hakkında yanlar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde tarif edilen biçimde kesin hükmün varlığı nazara alınarak uyuşmazlık önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmeli,
ayrıca kesin hükmün kamu düzenine ilişkin olması istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi zorunlu olumsuz dava koşulu olduğu göz önünde tutulmalı, dava konusu taşınmazın tümünün yada bir bölümünün kesin hükmün kapsamı dışında kalması halinde iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/8433, K. 2010/359, 26 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama