KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/8488 E., 2010/2572 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Diyarbakır Asliye 3. Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
588 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 20.10.2009 günü belirlenen saatte temyiz eden ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş vekili İ.... geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Dava haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
1-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliğine ve özellikle iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden bilgilerine başvurulan ve hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun niteliği, içeriği ve dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalılar ... Su Gıda San.ve Tic. A.Ş.ile ...’ın yerinde görülmeyen tüm, davalılardan ... Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, alınması gereken 5.494,35 TL harçtan peşin ödenen harçların mahsubu ile eksik ödenen 4.245,55 TL harcın davalı ... A.Ş’den, 5.478,75 TL harcın ise davalı ...’dan alınmasına,
2-Davalılardan ... Elektrik Dağıtım A.Ş.(...)ın ıslahın zamanaşımına uğradığına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece ıslah doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Zamanaşımı, bir talep ve dava hakkının kanunda belirlenen süre içinde kullanılması halinde alacağın talep ve dava edilebilme niteliğini ortadan kaldıran, bir başka deyişle borçlu tarafa borcunu ödememe imkanı veren bir defidir.
Bu özelliği dikkate alındığında zamanaşımı definin mahkemece ön sorun yapılarak öncelikle incelenmesi, yerinde olmadığının belirlenmesi halinde verilecek bir ara kararı ile zamanaşımı definin reddine karar verildikten sonra davanın esasının incelenmeye başlanması, yerinde olduğunun belirlenmesi halinde ise esasa girilmeyerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
Kısmi dava açılması halinde açılan davanın ancak alacağın dava edilen bölümü için zamanaşımını keseceği, dava edilmemiş olan kalan bölüm için zamanaşımı süresinin işlemeye devam edeceği dikkate alındığında bu kuralın saklı tutulan hakka dayanılarak sonradan ıslahla artırılan kalan alacak yönünden de uygulanması gerekeceği kuşkusuzdur.
Somut olayda davanın haksız fiilden kaynaklandığı gözetildiğinde zamanaşımı süresi Borçlar Kanununun 60/1 maddesi hükmüne göre davacının haksız fiil sorumlusunu ve zararı öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl ve her halükarda zarara neden olan olay tarihinden itibaren 10 yıldır. Ayrık hükümlerin hiçbirisine girmediğinden aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen ceza zamanaşımı süresinin gerçek kişi olmayan davalı şirket hakkında uygulanmasına imkan bulunmamaktadır.
Anılan maddedeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin başlayabilmesi için zarar kapsamının bütünüyle öğrenilmesi zorunlu olmadığı gibi, zarar sorumlusunun kusur oranının belirlenmiş olması da zorunlu değildir. Zarara sebebiyet verenin kim olduğunun ve zararın varlığının öğrenilmesi yeterlidir.
Davacı taraf dava dilekçesinde her üç davalının da zarardan sorumlu olduklarını öne sürerek ve fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak zararları için toplam 80.000 TL tazminatın tahsilini istemiş, bilirkişi raporunun alınmasından sonra da 92,497,50 TL zararlarının bulunduğunu açıklayarak verdiği ıslah dilekçesi ile müddeabihi artırmıştır. İlk açılan kısmi davada davalı ...
Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin de hasım gösterildiği ve aynı zarar dava edildiği gözönüne alındığında davacı tarafın en geç kısmi davanın açıldığı 12.03.2007 tarihinde zararı ve davalı şirketin sorumlusu olduğunu öğrendiğini, ıslahla artırılan bölüm yönünden zamanaşımı süresinin bu tarihten başlatılması gerektiğini kabul etmek gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/8488, K. 2010/2572, 27 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama