KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1060 E., 2010/7622 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2010
Karar Metni
450 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... mirasçıları ile davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 225 parsel sayılı 427000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı 115 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kayıtlarının ve 233 parsel sayılı 240000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı 112 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kayıtlarının miktar fazlası olarak davalı hazine adına tespit edilmiştir.
İtirazları Kadastro Komisyonunca reddedilen ... ve ... tapu kaydına, vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Yargılama sırasında ..., ..., ... ve ..., ... ile ... davacı ... yanında davaya katılmışlardır.
Mahkemece önceki günlü hükmün davacılar ve katılanlar tarafından temyiz edilmesi üzerine usul yönünden bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda karar başlığında davacı olarak sadece ... mirasçıları gösterilerek davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu 225 parsel sayılı taşınmazın 15.05.2006 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (F) harfiyle gösterilen 7391,97 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı ... mirasçıları adlarına payları oranında ve aynı raporda (E) harfiyle gösterilen 1245,04 m2,
(D) harfiyle gösterilen 418035,63 m2 yüzölçümündeki bölümleri ile 233 parsel sayılı taşınmazın tesbit gibi davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçıları ile davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı ... karar başlığında gösterilip davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, verilen hüküm kendi içinde çelişkili ve infazda kuşku yaratacak niteliktedir. HUMK 388/2-son ve 389. maddeleri hükmüne göre kararın, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini kapsaması, hüküm fıkrasında istek sonuçlarının her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur. Bunun sonucu olarak tarafların tümünün adının karar başlığında gösterilmesi her biri yönünden hüküm oluşturulması gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olayda, dava konusu 225 ve 233 parsel sayılı taşınmazların tespitine ... ve ... ayrı ayrı itiraz yoluyla dava açmışlar, yargılama sırasında ..., ..., ... ve ..., ... ile ... davacı ... yanında davaya katılmışlardır. Davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda önceki günlü hüküm ... ve ... ve katılanların temyiz itirazları kabul edilerek davacılar yararına bozulmuştur. Bozma sonrasında yapılan yargılama sonucunda oluşturulan hükümde davacı ... ile katılanlar ..., ..., ... ve ..., ... ile ... karar başlığında gösterilmediği gibi talepleri hakkında olumlu olumsuz herhangi bir hüküm de kurulmamıştır.
O halde mahkemece yeniden yargılama yapılarak, mahkemece verilecek hükümde davacı ... ile katılanlar ..., ..., ... ve ..., ... ile ... karar başlığında taraf olarak gösterilmeli, talepleri yönünden tek tek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeli, mahkeme hükmü taraflara 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesine uygun olarak tebliğ edilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1060, K. 2010/7622, 29 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama