KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1268 E., 2011/940 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Şubat 2011
Karar Metni
943 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 126 ada 72, 100, 127 ada 48, 49, 132 ada 12 ve 134 ada 44 parsel sayılı sırasıyla 335,86, 162,40, 577,53, 1013,63, 61,16 ve 84,41 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 126 ada 72 parsel sayılı taşınmaz eşit paylarla davalılar ... ve ..., aynı ada 100 parsel sayılı taşınmaz dava dışı ..., 127 ada 48 parsel sayılı taşınmaz davalı ..., 127 ada 49 parsel sayılı taşınmaz davalılar ... ve paydaşları murisi Safettin ..., 132 ada 12 parsel sayılı taşınmaz davalı ..., 134 ada 44 parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına,
127 ada 49 parsel sayılı taşınmaz satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine diğer tüm taşınmazlar ise miras yoluyla gelen hakka paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir. Davacı ... dava konusu taşınmazların miras bırakan ... ...’dan kaldığını ve paylaşılmadığını öne sürerek tüm mirasçılar adına dava açmıştır.
Mahkemece, dava konusu 126 ada 100 ve 132 ada 12 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın husumetten, diğer taşınmazlara yönelik davanın ise esası bakımından reddine, tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonunca adına tescile karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Dava ve temyize konu 126 ada 100 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ... adına tespit edildiği anlaşıldığına göre bu taşınmaza yönelik davanın husumet nedeniyle reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki, kadastro tespit tutanağının tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tespit gibi tapuya tesciline karar verilmesi isabetsiz, davacı ...’nın temyiz itirazları bu nedenle yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 3.nolu bendinin 2.satırında yazılı bulunan “126 ada 100 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline” sözlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına,
yerine “126 ada 100 parsel sayılı taşınmazın dosya içerisinde bulunan tutanak aslı ve dayanağı belgelerin kadastro işlemlerinin tamamlanması için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA,
2-Diğer parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, 126 ada 72, 127 ada 48, 49 ve 134 ada 44 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... ...’dan kaldığı ve paylaşıldığı tespit tarihinde zilyet davalılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Diğer yandan dava ve temyiz konusu 132 ada 12 parsel sayılı taşınmaz hakkında husumetten ret kararı verilmiş ise de; dava dilekçesinde lehine tespit kararı verilen ...’a husumet yöneltildiğine göre husumet yokluğundan söz edilemez.
Yerel bilirkişiler ve tutanak bilirkişileri dava konusu 134 ada 44 parsel sayılı taşınmazın tarafların ortak murisi ... ...’dan kalmadığını tespit maliki davalı ...’e babasından kaldığını diğer taşınmazların ise tarafların ortak miras bırakanı ... ...’dan kaldığını bildirmişler ancak mahkemece muris ... ...’ın tüm mirasçılarını gösterir nüfus aile kayıt tablosu getirtilmediği için davalıların terekeye göre konumları tespit edilemediği gibi tanık listesi ibraz eden davacının tanıkları da usulün 259.maddesi uyarınca keşifte dinlenmemiştir.
O halde, davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacının miras bırakanı ... ...’ın verasete esas nüfus kayıtları getirtilerek tüm mirasçıları belirlenmeli, terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi,
tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği dava ve temyize konu 134 ada 44 parsel sayılı taşınmazın terekeye dahil olup olmadığı ve tespit maliki davalı ...’in terekeye göre 3.kişi durumunda olup olmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı,
tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği göz önüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli,
sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de göz önüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı göz önünde tutulmalı,
bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1268, K. 2011/940, 21 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama