KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1356 E., 2011/215 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2011
Karar Metni
491 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 134 ada 2 parsel sayılı 18205.51 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., adına tespit edilen 134 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik hesaplandığını, 134 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait bir bölüm yerin 134 ada 2 parsel sayılı taşınmazda kaldığını öne sürerek dava açmıştır.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında özetle "tutanak bilirkişilerinin tamamı ile tanık dinlenilmesinin gerektiği, taşınmazın doğusunda bulunan 24 parsel sayılı taşınmazdan sonra gelen parsele ait tutanak ve dayanağı belgelerin getirtilmesi, taşınmazın türü nazara alınarak imar ve ihya olgusunun araştırılması, komşu taşınmazlardan mera olarak sınırlandırılan taşınmaz varsa yöntemine uygun mera araştırmasının yapılması gerektiği" hususlarına değinilmiştir.
Mahkemece davanın reddine, Hazine temsilcisinin talebi nazara alınarak dava ve temyiz konusu taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına, özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından uzman bilirkişi ...'un hazırladığı raporda (A) harfi ile işaretli 6718.88 m2 yüzölçümündeki bölüme yönelik temyiz edilmiştir.
Mahkemece hükme dayanak yapılan ziraat mühendisi... tarafından hazırlanan rapor ile daha önce ibraz edilen ve ziraat mühendisi ... tarafından hazırlanan rapor çeliştiği halde var olan çelişki giderilmeksizin hüküm kurulmuştur. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm verilemez.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişiden dava ve temyize konu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılan yerlerden olup olmadğı hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, bir yerde hayvan otlatmanın o yerin gerçekten mera olduğu anlamına gelmediği boş,
kullanılmayan yerlerde de hayvan otlatıldığı ve halk arasında bu gibi yerlere de mera denildiği gözönüne alınmalı, dava ve temyize konu taşınmaz bölümünün hangi suretle mera bütünlüğünü bozduğu delillerle belirlenmeli, uzman ziraatçi bilirkişi kurulu aracılığıyla dava ve temyize konu taşınmaz ile komşu parseller bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava ve temyize konu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava ve temyize konu taşınmazın kamu malı niteliğinde geleneksel biçimde kullanılan mera olup olmadığı belirlenmeli,
uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1356, K. 2011/215, 21 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama