KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1393 E., 2010/1798 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mart 2010
Karar Metni
760 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ... ve ... ile davalılar tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Mahkemece 108 ada 2 parsel sayılı taşınmazın paylı olarak davacı ... ile davalı ... adına, 108 ada 1, 110 ada 1 ve 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazların ise tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de; mankemece yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
1- Davacılar ... ve ...’in temyiz itirazları ile ilgili olarak; yanlar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmazların kök muris Abdireisoğlu lakaplı ...’ya mı yoksa paylaşım sonucu oğlu ... ’e mi ait olduğu yönünde toplanmaktadır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır.
Saptanan dava niteliği ile az yukarıda, vurgulanan, hukuksal olgular da dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan, araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde,
taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tanık ve yerel bilirkişilerinin anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa,
usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak,
yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli,
uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacılar ... ... ve ...'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile 108 ada 1, 110 ada 1 ve 111 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara yönelik hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde davacılar ... ... ve ...'e iadesine,
2/A-Davalı ... 108 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki değildir. Bir hükmü ancak davanın tarafları temyiz edebilir. Adına tespit edilen diğer dava konusu taşınmazlarla ilgili aleyhine hüküm oluşturulmamıştır. Bu nedenle temyizde hukuki yararı bulunmayan davalı ...'in temyiz inceleme isteminin REDDİNE,
2/B-Davalılar ...'in temyiz itirazlarına gelince; davacının tutunduğu tapu kaydının dava konusu 108 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu, davacının Haziran 328 tarih 8 sayılı sicilden gelen 28.04.1988 tarih 206 sayılı tapu kaydı ile taşınmazın 12/20 payını elde ettiği dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Davacının miras bırakanı ...’in 25.09.1967 yılında öldüğü, davalı ...’in de taşınmazı 1974 yılında tapu dışı yolla, 05.03.1979 tarihinde de resmi şekilde satın aldığı düşünüldüğünde davacının tutunduğu tapu kaydının hukuki kıymetini koruduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalı ...’in sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1393, K. 2010/1798, 31 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama