KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/1736 E., 2011/3190 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2011
Karar Metni
743 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 263 ada 10, 15, 19 ve 266 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 660,75 m2, 140,47 m2, 2347,45 m2 ve 225,89 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi davalı Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu 263 ada 15 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, davacının taşınmaz üzerinde zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşuluyla iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğinin bulunmadığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile 263 ada 15 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 15,10 TL harcın ilgilisinden alınmasına,
2-Davacı tarafın dava konusu 263 ada 10, 19 ve 266 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Yanlar arasındaki uyuşmazlık; Cemaat Vakfı statüsündeki davacı tarafın 1936 yılında beyanname vermemesine rağmen zilyetlik yoluyla taşınmaz mal edinip edinemeyeceği, cemaate ait kadim mezarlık niteliğindeki taşınmazların Cemaat Vakfı adına tespit edilip edilemeyeceği hususundadır.
2762 sayılı Mülga Vakıflar Kanununa göre, Cemaat Vakıflarının 1936 yılında hakkında beyanname verilen taşınmazlar ile sınırlı olarak taşınmaz mal edinmeleri mümkün iken; 4771 ve 4778 sayılı Yasalar ile yapılan değişiklikler sonucunda Cemaat Vakıflarının vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın dini, hayri, sosyal, eğitsel, sıhhi ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak üzere taşınmaz mal edinebilme ve bu malları üzerinde tasarrufta bulunabilme imkanı getirildiği gibi 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı yeni Vakıflar Kanununun 2 ve 3. maddelerinde Cemaat Vakıfları vakıf türleri arasında sayılarak tanımı yapılmış, 12.maddesinde de vakıfların mal edinebilecekleri ve edindikleri bu malları üzerinde tasarrufta bulunabilecekleri düzenlenmiştir.
O halde; yürürlükte bulunan 5737 sayılı Vakıflar Kanununa göre; vakıfların zilyetlikle taşınmaz mal edinmeleri konusunda kısıtlayıcı bir düzenleme bulunmadığından, Cemaat Vakıflarının da 3402 sayılı Kadastro Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca lehine zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmesi halinde taşınmaz mal edinebilecekleri kuşkusuzdur.
Davacı ...'nın 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 2 ve 3.maddesinde düzenlenen Cemaat Vakıflarından olduğu, 1936 yılında taşınmaz malları ile ilgili beyanname vermediği, dava konusu taşınmazın da vakfiyesinin bulunmadığı dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Öte yandan cemaat vakıflarının taşınmaz mal edinmeleri bunlar üzerinde tasarrufta bulunmaları ve tasarrufları altında bulunan taşınmaz malların bu vakıflar adına tescil edilmesi hakkında 24.1.2003 günlü ve 250003 sayılı resmi gazetede yayımlanan yönetmelik hükümleri ve anılan yönetmeliğin geçici 1.maddesinde gösterilen listede davacı vakfın belirtildiği de yasa hükmünün uygulanmasına ilişkin yönetmelikte açıklanmıştır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/A maddesi hükmüne göre ”...kitaplık, namazgah, cami, genel mezarlık…” benzeri hizmet malları kayıt, belge veya özel kanunlarına göre Hazine, kamu kurum ve kuruluşları, il, belediye, köy veya mahalli idare birlikleri tüzel kişiliği, adlarına tespit olunur.
13.6.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3998 sayılı Mezarlıkların Korunması Hakkındaki Kanunun 1. maddesi hükmüne göre ise “Devlet mezarlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetimindeki tarihi mezarlıklar ile şehitlikler ve cemaatlere ait özel statüsü bulunan mezarlıklar hariç, umumi mezarlıkların mülkiyeti belediye bulunan yerlerde belediyelere, köylerde köy tüzel kişiliklerine aittir. Bu yerler satılamaz ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile iktisap edilemez.
Somut olaya gelince; dava konusu 263 ada 10, 19 ve 266 ada 1 parsel sayılı taşınmazların öncesinde bütün halde davacı vakfa ait kilise ve mezarlık olarak kullanıldığı, halen çok sayıda mezarın sözü edilen taşınmazlar üzerinde bulunduğu ve yalnız süryani vatandaşların ölülerinin defnedildiği bir yer olarak kullanılırken 266 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yol geçirilmesi nedeniyle diğer iki taşınmazdan ayrıldığı ancak halen mezarlık niteliğinde olduğu ve davalı Hazine tarafından 13.2.1986 tarihinde idari yoldan tapuya tescil edildikleri,
kaydın oluşum tarihi olan 1986 tarihine kadar davacı vakıf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, idari yoldan davalı Hazine adına oluşan tapu kaydının davacı ... bağlamadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/1736, K. 2011/3190, 9 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama