KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/211 E., 2010/4979 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2010
Karar Metni
332 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 178 ada 65 parsel sayılı 921,01 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek arsa niteliğiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen davacı ..., taşınmazın bir bölümünün, kendisine ait aynı ada 37 ve 54 sayılı parsellerin devamı niteliğinde olduğu iddiası ile satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen 17.06.2009 tarihli rapora ekli haritasında (A) harfi ile işaretli 387,17 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline, geriye kalan taşınmaz bölümünün tespit gibi tesciline, dava konusu olmayan 178 ada 37 ve aynı ada 54 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 178 ada 65 parsel sayılı taşınmaz bölümü üzerinde tespit gününde lehine tescil hükmü verilen davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; kadastro hakimi doğru sicil oluşturmakla yükümlü olduğundan, dava konusu olmadığı anlaşılan 178 ada 37 ve aynı ada 54 parsel sayılı taşınmaza ait dosyadaki tutanak aslı ve dayanağı belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne geri
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/211, K. 2010/4979, 22 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama