KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2249 E., 2011/1257 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2011
Karar Metni
571 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 112 ada 15 parsel sayılı 5988.63 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece dava ve temyiz konusu taşınmaz yönünden davanın kabulüne, taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgiler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamıştır. Hal böyle olunca dava ve temyiz konusu taşınmaz tapuda kayıtlı olmadığından menkul mal hükümlerine tabi olduğu, bu nedenlerle yanlar arasındaki uyuşmazlığın da zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur.
Ne varki dosya içeriğine göre yerel bilirkişi ve tanık sözleri ve dinlenen tutanak bilirkişilerinin beyanları soyut nitelikte gerekçesiz olaylara dayanmayan sözlerden ibarettir.
Öte yandan dava ve temyiz konusu taşınmazın türü tespitte ham toprak olarak belirlenmiştir. Uzman ziraatçi bilirkişisi ise raporunda taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olduğunu açıklamıştır. Ne var ki, mahkemece dava ve temyiz konusu taşınmaz ile diğer taşınmazlar başında harici gözlem yapılmış ancak harici gözlemi yapılan taşınmazların hangi taşınmaz veya taşınmazlar olduğu keşif zaptında açıklanmadığından dava ve temyiz konusu taşınmazın harici gözleminin yapılıp yapılmadığı belirlenememiştir. Raporun bu haliyle yargı denetimine açık olduğundan söz edilemez. Yargı denetimine imkan vermeyen rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Kaldı ki, komşu parsellere ait tutanaklar ve varsa dayanakları da getirtilmediği gibi zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersizdir.
Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için komşu parsellere ait tutanak ve varsa dayanakları getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi dinlenmeyen tespit tutanağı bilirkişisi ... ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava ve temyiz konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak daha önce keşifte dinlenmeyen tutanak bilirkişisi ...'in yeniden taşınmaz başında usulün 259. maddesi hükmüne uygun biçimde ayrı ayrı dinlenerek tespitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli,
daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye,
yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,gerektiği taktirde davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi davacının miras bırakanı açısından da araştırılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2249, K. 2011/1257, 4 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama