KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/2532 E., 2011/1661 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2011
Karar Metni
686 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 101 ada 102, 103 ada 136, 108 ada 6, 115 ada 25, 130 ada 11, 132 ada 4, 5, 8, 9, 17 ve 133 ada 5 parsel sayılı sırasıyla 4660.53 m2, 1513.69 m2, 21510.50 m2, 2724.46 m2, 652.62 m2, 2938.68 m2, 495.71 m2, 2015.37 m2,1774.38 m2, 1528.09 m2 ve 63.48 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar zilyetlikle edinme şartlarının oluşmaması kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmaması nedeniyle ham toprak ve tarla niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., tapu kaydına, satın almaya, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 103 ada 136, 108 ada 6 ve 132 ada 4 parsel sayılı taşınmazların davacı adına tapuya tesciline, 101 ada 102, 115 ada 25, 130 ada 11, 132 ada 5, 8, 9, 17 ve 133 ada 5 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Tespitte saptanan hukuksal olgular dikkate alındığında, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi sözlerinin tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile çeliştiği tartışmasızdır. Nevarki, tespit tutanağı bilirkişilerinin tamamı taşınmaz başında dinlenerek keşifte dinlenen yerel bilirkişi beyanları arasındaki aykırılık giderilmemiş, keşifte bir tek yerel bilirkişi bir tutanak bilirkişisi dinlenmiş, başkaca tanık, yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişisi dinlenmemiş, varsa yasal nedenleri hüküm yerinde gerekçeleri ile gösterilmemiş, HUMK'nun 259. madde hükmüne aykırı olarak duruşmada tanık ve tutanak bilirkişileri dinlenmiştir.
Öte yandan davacının yargılama sırasında dosyaya ibraz ettiği tapu kayıtlarının tercümeleri ile yetinilmiş tapu kayıtlarının tamamı tedavülleri ile birlikte Tapu Kadstro Genel Müdürlüğünden istenmemiş, davacının satın aldığı kişiler yönünden de 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmü uyarınca aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit edilip edilmediği Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmamıştır.
O halde mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı taraftan dosyaya ibraz ettiği tapu kaydı ve satış senetlerinden hangi parsel için hangi kayda dayandığı sorulup saptanmalı, daha sonra tutunulan tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlar ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi, tanıklar, uzman bilirkişi, tapu fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı,
dayanılan tapu kayıtları ve satış senetleri yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, taşınmazların tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde öncesinin kime ait olduğu,
kimden kime kaldığı yolunda tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeye çalışılmalı, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye,
uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, davacının satın aldığı kişiler yönünden de 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmü uyarınca aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit edilip edilmediği Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/2532, K. 2011/1661, 18 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama