KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/257 E., 2010/1862 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2010
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
Hasımsız olarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Dava mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacılar vekilinin dava dilekçesi ekinde bulunan vekaletnamesinin dava açmaya yeterli olmadığı, verilen kesin süre içinde de dava açma yetkisini içerir vekaletnameleri ibraz etmediği gerekçe gösterilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
HUMK 67. maddesi hükmünde, vekaletnamenin aslını veya örneğini vermeyen vekilin dava açamayacağı ve yargılama ile ilgili hiçbir görev yapamayacağı, gecikmesinde zarar umulan hallerde mahkemenin vereceği kesin süre içinde vekaletnamesini getirmek şartıyla vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verebileceği, bu süre içinde de vekaletname verilmez veya aynı süre içinde asıl yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmezse davanın açılmamış sayılacağı, yapılan işlemlerin hükümsüz kalacağı,
bu durumda vekilin oturum harcı ile diğer yargılama giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkum edileceği, HUMK. nun 163. maddesi hükmünde de, kanunda gösterilen veya hakim tarafından verilen kesin süre içinde yapılması istenen işlem yapılmazsa ilgilinin o işlemi yapma hakkının düşeceği açıklanmıştır.
HUMK'nun 163. maddesinin kabul edilmesindeki amaç, yargılama aşamasında verilen ara kararlarının ciddiyet ve özenle yerine getirilmesini sağlamak, bu yolla davaların uzamasını önlemektir. Kesin süreye uymamanın doğurduğu ağır sonuç gözetildiğinde mahkemece verilen sürenin kesin olduğundan söz edilebilmesi için; ara kararında yapılması istenen işlerin neler olduğunun ayrıntılı olarak ve kuşku yaratmayacak biçimde belirtilmesi,
verilen sürenin işin yapılabilmesi için yeterli uzunlukta olması, kesin süre gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının ara kararında açıkça gösterilmesi ve ilgilinin bu konuda uyarılması gerekir.
Somut olaya gelince, davacılar ... ve ....’nin yurtdışında yaşadıkları, dava dilekçesi ekinde bulunan ve davacılar tarafından Avukat ...’ye verildiği anlaşılan vekaletnamede dava açma yetkisinin bulunmadığı, buna rağmen adı geçen avukatın bu vekaletname ile miras bırakan ...’nin mirasçılarını ve miras paylarını gösterir mirasçılık belgesinin verilmesi istemiyle davacılar adına dava açtığı, gerek dava açılırken ve gerekse sonraki duruşma oturumlarda mahkemece vekaletnamenin dava açma yetkisini içerip içermediğinin incelenmediği,
30.09.2009 günlü oturumda durumun fark edilmesi üzerine ara kararında “Davacı vekiline dosyanın tetkikinde sunulan vekaletnamenin dava vekaletnamesi olmadığı anlaşılmakla HUMK 67. maddesi gereğince davacının vekaletnamesini dosyaya sunması için 30 günlük kesin mehil verilmesine “ denilerek avukata süre verildiği, ne var ki kesin süreye uymamanın sonuçlarının ara kararında gösterilmediği, avukatın uyarılmadığı, sonraki oturum günü olarak belirlenen 09.12.2009 tarihine kadar süre verilmesi yargılamanın uzamasına neden olmayacağı halde ara kararı ile avukata 30.10.2009 tarihinde sona erecek şekilde süre verildiği,
verilen bu süre içinde vekaletnameleri ibraz etmeyen avukatın 09.12.2009 günü yapılan duruşma oturumunda vekaletnameleri ibraz ettiği anlaşılmaktadır.
Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular ve verilen ara kararında kesin süreye uymamanın sonuçlarının gösterilmediği, kendisine süre verilen avukatın bu konuda uyarılmadığı, sonraki duruşma oturum gününe kadar süre verilmesinin yargılamanın gecikmesine neden olmayacağı gözetildiğinde mahkemece verilen sürenin kesin sayılamayacağı ve kesin süre sonuçlarının somut olayda uygulanamayacağı kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/257, K. 2010/1862, 1 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama