KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/3599 E., 2011/1867 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2011
Karar Metni
687 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 140 ada 1 parsel sayılı 2.782,14 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı Hazine'nin tutunduğu 7.11.1963 tarih 347 (157) sayılı tapu kaydının dava konusu 140 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46. maddelerindeki hükümlerde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın tespitine dayanak yapılan 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca Hazine adına tapusu oluşturulan ve taşınmaza ait olduğu taraflar arasında çekişme konusu olmayan taşınmaz üzerinde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde toplanmıştır.
Davalı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydında batı ve kuzey sınırları mera okumaktadır. Hal böyle olunca davada mera araştırmasının yapılması ve dava konusu taşınmazın öncesinde kamu malı niteliğinde olup olmadığının ve kamu malı niteliğinde meradan kazanılıp kazanılmadığının belirlenmesi gerekir. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanıla gelmiş olmasına bağlıdır. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişiler, tanıklar, sağ olan belirtmelik bilirkişileri,
belirtmelikte adı geçen muhtar ve azalar, tespit tutanağı bilirkişileri ile uzman fen ve ziraatçi bilirkişileri hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı,
bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise, yerel bilirkişi, tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerden dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi,
tanık ve belirtmelik bilirkişilerin sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi, tanık ve belirtmelik bilirkişilerin anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu,
dere ile kot farkının olup olmadığı ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan tespit ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın öncesinde kamu malı niteliğinde mera olmadığı ve meradan kazanılmadığı sonucuna varıldığı takdirde,
zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/3599, K. 2011/1867, 28 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama