KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/3927 E., 2011/2201 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2011
Karar Metni
720 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 106 ada 15 ve 16 parsel sayılı sırasıyla 2320,15 m2, 2320,97 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 106 ada 15 parsel sayılı taşınmaz davalı M. ..., 106 ada 16 parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve tapu kaydına dayanarak tapudaki payı oranında tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı ...’ün tutunduğu 06.07.1962 tarih, 45 sayılı tapu kaydının dava konusu 106 ada 16 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişinin rapor ve krokisinde (B) harfiyle gösterdiği taşınmaz bölümünü kapsadığı, bununla birlikte, dava konusu taşınmazların mirasçılar arasında paylaşıldığı ve 11.12.2006 tarihinde yapılan protokol ile de paylaşımın teyid edildiği, tapu kaydının hukuki kıymetini yitirdiği gerekçe gösterilerek davanın reddi ile taşınmazların tespit gibi tescillerine dair hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Tapu kaydı ilk tesis tarihinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmediği gibi tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Diğer taraftan davacı ...’ün dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaz ya da taşınmazları kapsaması halinde, tapu kayıt malikleri ile davacı ve davalılar arasında akdi-ırsi ilişki olup olmadığı ve mirasçılık ilişkileri varsa mirasçılar arasında usulüne uygun olarak yapılmış bir paylaşmanın olup olmadığı gereği gibi araştırılmamıştır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, tapu kaydının taşınmaz ya da taşınmazları kapsaması durumunda; ortak miras bırakan olduğu belirtilen ...
Sefer’in ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği duraksamasız belirlenmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında, fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının, birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak,
yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de göz önüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip, verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı göz önünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli,
uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/3927, K. 2011/2201, 5 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama