KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4080 E., 2010/4598 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2010
Karar Metni
357 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün ONANMASINA ilişkin olarak daireden verilen 11.03.2010 gün ve 2009/6420-2010/1259 E.K. sayılı ilamın tashihi karar yoluyla incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, hasımlı olarak açılmış mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, oluşturulan hüküm davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davalar çekişmesiz yargıya tabi olduğundan kural olarak hasımsız açılması gerekir. Hukuki yarar bulunması koşulu ile bu tür davaların uyuşmazlık çıkaran kişiler hasım gösterilerek hasımlı olarak açılması ve çekişmeli yargı yolu ile görülüp sonuçlandırılması da mümkündür.
Yabancı uyruklu miras bırakanların Türkiye’de bulunan taşınmazlarının intikalini sağlama amacıyla açılan mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davalarda hazinenin mutlaka taraf olacağına ve davanın hazine hasım gösterilerek açılacağına ilişkin olarak yasalarımızda zorlayıcı bir hüküm de bulunmamaktadır.
Nitekim bu tür davaların dahi hasımsız olarak açılabileceği, hazinenin bu tür davalarda hasım gösterilmesinin zorunlu olmadığı şeklindeki dairemiz görüşü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından da oybirliği ile benimsenmiş ve uygulamada istikrar kazanmıştır.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden davacının davasını hazineyi hasım göstererek hasımlı olarak açtığı, ne var ki hazinenin dava açılmadan önce davacının mirasçılık sıfatı konusunda herhangi bir uyuşmazlık çıkarmadığı anlaşılmaktadır. Az yukarıda da açıklandığı gibi, miras bırakan Barbara Wood’un İngiliz uyruklu olması ve Türkiye’de bulunan taşınmazının intikalinin yaptırılabilmesi amacıyla görülen davanın açılmış olması hazinenin davada taraf olmasını gerektirmediği gibi, dava açılmadan önce hazinenin
davacının mirasçılık sıfatı konusunda herhangi bir uyuşmazlık da çıkarmadığı gözetildiğinde hasımlı dava açmakta davacının hukuki yararı bulunduğundan da söz edilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece uyuşmazlık çıkarmaması nedeniyle davada taraf olması gerekmediği halde aleyhine gereksiz yere dava açılan hazine hakkında kesin hüküm oluşmaması için öncelikle “Davalı hazine hakkında açılan davanın reddine“ şeklinde bir hüküm verildikten sonra, davanın hasımsız olarak karara bağlanması ve istenilen mirasçılık belgesinin verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, davalı hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu olgu gözden kaçırılarak sehven onandığı anlaşıldığından,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4080, K. 2010/4598, 17 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama