KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/409 E., 2010/733 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2010
Karar Metni
426 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 121 ada 18 parsel sayılı 2567,10 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... adına tescil edilen dava dışı 121 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 15.6.2007 günlü haritada 4, 2, 3, 5 ve 4 numaralı noktaların içi olan 10,94 metrekare yüzölçümündeki bölümün davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı tarafın temyizi dava konusu 121 ada 18 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi haritasında (2,3,5,4) numaraları ile gösterilen bölümü ile ilgili hükme yöneliktir.
Mahkemece dava konusu 121 ada 18 parsel sayılı taşınmazın temyize konu kesimi üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, anılan bölüm üzerinde sözü edilen koşulların davalı yararına gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Tespit tutanağı bilirkişileri dinlenmemiş, bu yanılgının varsa dayanağı gerekçeler hüküm yerinde gösterilmemiştir. Dava konusu taşınmazın tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ile tutanak bilirkişileri beyanlarının çeliştiği tartışmasızdır. Bir başka deyişle kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür. Kaldıki tespite bir kayıt ve belge esas alınmadığı gibi, yargılamada tarafların bir kayıt ve belgeye dayanmadığı, bu olgular eşliğinde taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı menkul mal hükümlerine tabi olduğu gözönüne alınarak yeterli bir zilyetlik araştırması da yapılmamıştır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, yerel ve uzman bilirkişi, ziraatçi ve fen elemanı, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, daha sonra tutanak bilirkişileri taşınmaz başında usulün 259.maddesi hükmü uyarınca ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen ve yapılması muhtemel keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/409, K. 2010/733, 18 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama