KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4278 E., 2011/2463 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2011
Karar Metni
850 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 239 ada 14 parsel sayılı 2376.69 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... taşınmazın köyün ortak malı olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Yargılama aşamasında ... aynı iddialarla davaya katılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 239 ada 14 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 239 ada 14 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılmış ise aynı doğrultudaki araştırmanın mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur.
Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmadığı gibi davacının dava dilekçesinin çelişkili olduğu, hem taşınmazın köy tüzel kişiliği adına tescili istendiği hem de mera iddiasında bulunulduğu halde mahkmece davacı ... ve katılan davacı Köy Tüzel Kişiliğine davaları açıklattırılmamış davalarının, taşınmazın ... Köyü adına tapuya tescili mi yoksa mera olarak sınırlandırılmasına yönelik mi olduğu sorulup saptanmamıştır.
Davacı veya katılan davacının mera iddiasında bulunması halinde, dava konusu taşınmazın sınırında da eylemli mera bulunduğuna göre kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasa uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda, davada yararı olmayan, taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı ve katılan davacıya davaları açıklattırılmalı, mera iddiasında bulunmaları halinde dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız,
dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, tanıklar, uzman bilirkişi tapu fen memuru, uzman ziraatçi bilirkişi, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı,
uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli,
komşu taşınmazın toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli,
özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğunun tespiti halinde mera olarak sınırlandırımasına karar verilmeli, taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, davalının kabul beyanı dikkate alınarak dava konusu taşınmazın katılan davacı ... adına tapuya tesciline,
taşınmaz üzerinde bulunan ve davalı tarafından kendisine ait olduğu iddia edilen ağaçların cins, yaş ve adetleri uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile tespit edildikten sonra, kim tarafından dikilip yetiştirildiğinin mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmalı, davalıya ait olduğu belirlendiği taktirde bu husus 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi uyarınca tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4278, K. 2011/2463, 13 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama