KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4350 E., 2010/5369 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2010
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 207 ada 57 parsel sayılı 250,33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ...’un zilyetliğinde bulunduğu ancak, sit alanı içerisinde kaldığından söz edilerek davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... vergi kaydına, satın almaya, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 207 ada 57 parsel sayılı taşınmaz üzerinde adına tescile karar verilen zilyet davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Somut olayda konuyu düzenleyen 2863 Sayılı Yasanın 11. maddesinin birinci fıkrasının 2 nci cümlesini değiştiren 5663 sayılı Yasanın 1. maddesi ile yapılan yeni yasal düzenlemede "birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağı” öngörüldüğünden, doğal sit alanları ve üçüncü derece arkeolojik sit alanında bulunan taşınmazların koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanılmaları mümkün ... getirilmiştir.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasında bir isabetsizlik
bulunmadığından davalı hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; çekişmeli taşınmazın İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 14.02.1996 tarih ve 5576 sayılı Kararı ile “3. derece doğal sit alanı” olarak koruma altına alınmış alan içinde kaldığı ve bu hususun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, kararın hüküm bölümünün ikinci paragrafındaki “tesciline” sözcüğünden sonra gelmek üzere “3.derece doğal sit alanı içinde kalmaktadır.” sözlerinin eklenmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4350, K. 2010/5369, 29 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama