KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4428 E., 2011/2820 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2011
Karar Metni
945 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 19.04.2011 günü belirlenen saatte temyiz eden Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili Av.... ve ... Mühendislik A.Ş. vekili Av.... geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Asıl ve birleşen Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesi’nin 2004/545 E sayılı dava, haksız fiilden kaynaklanan ve istenen miktarda borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup; diğer birleşen davalar ise haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere ve davalı ...nin (birleşen davalarda davacı) takipte kötüniyetli olduğunun kanıtlanmamış olmasına, olaya uygun düşen bilirkişi raporu ile tarafların kusur oranlarının belirlenmiş bulunmasına göre, tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı ...nin (birleşen davalarda davacı) diğer temyiz itirazlarına gelince, mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi oluşturulan hüküm de davanın niteliğine, yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında, Borçlar Kanununun 42. maddesi hükmüne göre zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hâkime aittir.
Yargılama sırasında görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda oluşan zarar kalemleri sıralanırken kablo test bedelinin hesaplamaya dâhil edilmediği, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda bu zarar kalemine ilişkin isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davalı ...Ş. (birleşen davalarda davacı) tarafından kullanılan kablo ve ek mufları toplu satın alınıp, satın alındığı zaman da kabul testlerinin gerekli masrafı önceden yapıldığından oluşan zarar nedeniyle yeniden kablo test bedeli kural olarak istenemeyeceği gibi idarenin kendi imkânları ile ücret ödemeksizin yaptığı işlerden dolayı da tazminat istenemez. Somut olayda zarar kalemi olarak öne sürülen OG test ölçümleri üçüncü kişilere yaptırılarak bedelinin ödenmiş olması halinde bunun istenebileceği kuşkusuzdur. Ne var ki, üçüncü kişiye böyle bir ödeme yapılıp yapılmadığı belirlenmemiştir.
O halde, mahkemece davalı ...den OG test bedeli için üçüncü kişiye yaptığı ödeme belgesi var ise istenmesi, ödeme yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra dosya yeniden bilirkişiye verilerek yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı ...Ş.'nin temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3-Davacı şirketin (birleşen davalarda davalı) diğer temyiz itirazlarına gelince, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 08.12.2010 tarih, 2010/7-530 E, 2010/636 K.sayılı ilamında vurgulandığı üzere, maddi tazminat, bir kimsenin mamelekinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin, eş söyleyişle maddi zararın giderilmesi için sorumlu olan şahıs tarafından yerine getirilmesi gereken edadır.
Diğer bir tanımla da tazminat, borçlu tarafından yapılan ve alacaklı mamelekindeki eksilmeyi telafi eden bir edadır. Tazminat Hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi gidermek durumundadır. O halde, kişinin malvarlığında veya manevi varlığında ortaya çıkan eksilme olarak tanımlanan “zarar”ın oluşması, ona neden olanın tazminat yükümlülüğünü doğurur.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun, “Tazminat Miktarının Tayîni” üst başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrası ile. Hâkimin, olayların özelliklerine ve durumun gereğine göre zararın miktarını tespit edeceği hükme bağlanmıştır. Hal ve mevkiin icabından amaç, somut olayın niteliğidir.
Kaynağına, sebebine, zarar veren ile zarar gören arasındaki hukuki ilişkiye ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, zararın niteliği, kapsamı ve miktarı, her olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir. Açıktır ki, hükmedilecek tazminat, hiçbir şekilde zarar miktarından fazla olamaz.
Zarar miktarı tazminatın azami sınırını teşkil eder (Turgut Uyar, Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, Birinci Cilt, 1990 basım, s.549). Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır.
Kısaca, tazminat miktarının belirlenmesinde, zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup; burada ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu, zarar görenin haksız eylem nedeniyle yaptığı gerçek masraflar göz önünde bulundurulmaksızın, davalı ...nin (birleşen davalarda davacı) onarım giderleri belgelerinde yer alan miktarlar doğru kabul edilmek suretiyle düzenlenmiş olup; soyut nitelikte, denetime elverişli olmayan ve gerçek zararın varlığını ve miktarını tespit edecek nitelikte bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, davacının gerçek zararının tam ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek bir açıklıkta saptanabilmesi için mahkemece; tarafların iddia ve savunmaları ile ibraz ettikleri deliller dikkate alınarak, tarafların sıfatına bakılmaksızın, zararın niteliği, kapsamı ve miktarının, zarar görenin haksız eylem nedeniyle yaptığı gerçek masrafların belirlenmesine yönelik; dayanakları gösterilmiş denetime elverişli bir bilirkişi raporu alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, gerçek zarar ilkesine uygun olmayan hesaba dayalı bilirkişi raporu esas alınarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davacı şirketin (birleşen davalarda davalı) temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
4-Mahkemece, birleşen Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesi’nin 2004/545 E sayılı davasında, davalı kurum tarafından 39.008,88 TL tahakkuk yapılmış, davacı tarafından açılan menfi tespit davasından sonra imaj bedelleri düşülerek davalı kurum tarafından davacıya yeni ihbarnameler gönderilmiştir. Bu nedenle 34.449,85 TL yönünden davanın konusuz kaldığından davacı şirket lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi dahi doğru görülmemiş, davacı şirketin temyiz itirazının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4428, K. 2011/2820, 26 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama