KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4564 E., 2011/2174 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2011
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3-Toplanan delillerden davacı şirkete ait hasar gören fiber optik kablolar ile davalı elektrik şirketine ait elektrik kablolarının aynı yerde tesis edildikleri, davaya konu zararın elektrik kablolarında meydana gelen arızanın giderimi sırasında meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Davalı, kendilerine ait hattın daha önce tesis edildiğini, davacının kablolarını yönetmeliğe uygun döşemediğini savunmuş; davacı ise, kablolarının 1998 yılında işletmeye açıldığını belirtmiştir.
Bilirkişi raporunda, süresinde periyodik bakımı yapmaması nedeniyle davalının tamamen kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, taraflara ait kabloların birbiri ile temas edecek biçimde tesis edilmeleri halinde, hattını sonradan yapan tarafın hattın yapımında kusurlu olacağı gibi, bu durumu görerek gerekli önlemleri almayan tarafın da bakım eksikliğinden kaynaklanan kusurunun bulunacağı kuşkusuzdur.
Ne var ki mahkemece, taraflardan şebeke hattının hangi tarihte tesis ettiklerini gösterir belge ve ihale evrakları getirtilip mahallinde keşif yapılarak incelenmeden hüküm verilmiştir. Eksik araştırma ve soruşturma ile yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez.
O halde, mahkemece öncelikle taraflardan kendi şebeke hatlarının hangi tarihte tesis edildiğini gösteren delil ve belgeleri, varsa buna ilişkin ihale evrakları getirtilip incelenmesi, mahallinde keşif yapılarak hangi tarafa ait hattın daha önce tesis edildiği duraksamasız belirlendikten sonra elektrik ve telefon kablo tesisi işinden anlayan konusunda uzman başka bir bilirkişi veya bilirkişi kurulu görevlendirilerek, bilirkişi kurulundan tarafların kusuru ve zarar konusunda rapor alınması, daha sonra sonucuna uygun bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazları bu nedenle de yerinde görülmüştür.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4564, K. 2011/2174, 5 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama