KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4566 E., 2011/2610 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2011
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davacının tüm, davalıların aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalıların hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Dosya içeriğinden, alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dâhil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
O halde, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delillerinin sorulup saptanması, bu konudaki gösterilecek delillerin toplanması, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınması, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarının duraksamasız belirlenmesi, daha sonra sonucuna göre hüküm verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalıların temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3-Öte yandan, 18.09.2007 tarihli Jandarma Olay Yeri inceleme ve tutanağında, 1 adet direğin kırıldığı tespit edilmiş olmasına rağmen, davacı tarafından düzenlenen hasar tespit tutanağında ise, 2 adet direğin kırıldığı kabul edilerek tahakkuk yapılmıştır. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda da, 2 adet direğin hasar gördüğü esas alınarak hasar bedeli hesaplanmıştır.
İki tutanak arasındaki bu çelişki ve davacı çalışanları tarafından tek taraflı olarak düzenlenen ve kabul edilmeyen tutanaktaki olguların kanıtlanmış sayılamayacağı gözetilerek, dava konusu olay nedeniyle davacıya ait hasar gören direk veya direklerin sayısı belirlenmesi için davacıdan delillerinin sorulup saptanması, gösterilecek delillerin toplanması, Jandarma Olay Yeri inceleme ve Tutanağı ile davacı kurum tarafından tutulan hasar tespit tutanağı arasındaki çelişkinin giderilmesi, daha sonra zararın hesaplanması için bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınması,
davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarının duraksamasız belirlenmesi gerekirken, kanıtlanmayan olgu gerçek kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, davalıların temyiz itirazının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4566, K. 2011/2610, 19 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama